in

Tunc TAN


  •   Ankara - Selanik - Ankara

    Fri, Apr 25 2008 2:29
    3,915 Okundu  

     Yunanistan


     

     


     

     @
     001 - 2007-10-11 13:46

    10.11.2007 Çarşamba sabah 2 motor, Hakan ve ben, bir araba (Corsa) olarak (Asli, Fügen, Fatoş, Songül) olarak yola çıktık. Arabayı gönderdik, biz ümitköydeki benzincide durduk. Ben benzin alırkene, benim motorun tahliye borularının birinden birşeyler (muhtemelen antifriz dedik) tahliye edildiğine şahit olduk. Hakan'ı da gönderdim. Ben Honda Efe'ye uğradım. Yeni ustamız baktı. Bir önceki gün bakıma götürmüştüm. Uzun yola gidiyon diye ağzına kadar antifriz doldurduk dediler, o tahliye oluyordur dediler. Bizim ustalar max. işareti neye yarar bunu da bilmiyorlar, onu da öğrendik. Bir sorun yok, fazlalık tahliye edilmiş, yola koyulduk. Elin japonu bunu da düşünmüş, ne güzel. Alttan sarkan hortumlar çok işe yarıyormuş.

    Yolda yetiştim bizimkilere. Araba olunca, yan çanta derdinden de kurtuldum. Oh ne güzel...Yolda bir iki mola, istanbula geldik. Arabadakileri karşıya, kalacakları yere gönderdik. İki motor, ben, Hakan Akıncıbay ve eşi Fatoş, Bağdat caddesindeki  Mototal'a yollandık. Hakanlar Nolan kasklarına N-com bluetooth aksesuarlarını aldılar. Ben de yolda uçup giden Nolan vizör yan kapağının yenisini aldım. 20 Euro karşılığı...

    Karşı da kuzenlere gittik. Akşam muhabbet çoktu tabii. Üstelik 88 çay ve bir Türk kahvesinden sonra Aslı da bende uyuyamadık. Hemen yolda Red Bull almaya karar verdim tabii.
    Akşam da Tamer ve Tunç Istanbul'a intikal etmiş. Sabah 6'da Mahmutbey gişelerde buluşmak için sözleştik. Onlar 6:15 gibi, Aslı ile ben 6:30 gibi varabildik buluşma yerine. Perşembe 6:40 gibi yola düştük.

    Tekirdağ'da bir güzel kahvaltı, ver elini İpsala. bu sefer öbür tarafa (Yunanistan'dan geliş tarafı) göndermedikleri için daha çabuk sürdü işlemler. Benim memurlarım yerlerindeydi..

    Öbür tarafa geçildi. Mutat üzere dezenfekte edildik. Benim yunan memurum 2 dakika da işlemleri bitirdi, hemen motorları çekmemizi istedi, adamlar "vakit, nakittir" şeklinde çalışıyor. Bizimkilerde orada damga tamammı, burada virgül varmı şeklinde bir kıllık, bir görev aşkı içinde...

    Mutat üzere otoban girişinin hemen yan yolundaki benzinciye uğranıldı. Fügen bana yaban mersini kurusu sunarkene benim depodan benzin taşmaya başladı. Elin yunanlığı moruğuna söyleniyorum, ama o da geçen seferki  madam gibi bir münafıklık ve anlamamazlık modunda. İbrikle su döküyor motora. Tunç'ta hava ile temizliyor deponun ve motorun alt tarafını...Fazladan 2-3 litre parası veriyorum. Allahtan ucuz burda meret.

    Hemen ver elini Kavala. Yolların bir kısmı daha bitmiş. Otobanda gidilme süresi artmış. Az bir yer kalmış, otobansız, Kavala yolunda..

    Kavala'da hemen meydana park...Fügenlerin önceki seferdeki öğle yemeği yediği yere kurulmaca.


     

     @
     002 - 2007-10-12 00:07

    İlk ahtopotları ısmarlamaca... Hamsiydi, çupraydı, ahtapottu, kalamardı, midyeydi, resmini çekin "Barlas'a gösteririz"di falandı derken ver elini Selanik (Salonika, Thessaloniki)...

    Bu sefer Zumo'yu (GPS'i) getirdim. Barlas yok diye. Güzel güzel çalıştı, hiç kitlenmedi. Selanik'te oteli şak diye bulduk. En büyük zumo bizim zumo.

    Otele yerleştik. Bizim oda Selanik'in en kalabalık en gürültülü caddesine bakan bir oda idi. Ama olsun. Yerleştik...

    Hemen bir taverna bulduk, barlar sokağının birinde.. Plümaryov, Tchipuro, balık, ızgara ahtapot, kalamar, midye çeşitleri, caciki falan standard... Sonra bir dolaşalım dedik Selanik'i..Barlar, cafeler, kızlar gırla...Nöbetçiler de yanımızda. Çiçek pasajı benzeri bir yer bulduk... Müzik var, romanlar var, içki var, bütün masalar dolu... Aslı ile hemen bir sırtaki yaptık yani...


     

     @
     003 - 2007-10-12 11:53

    Akşam sızdık.. yoldan hiç gürültü duymadık. Ertesi gün kahvaltıdan sonra Atatürk evine gittik. Bayram nedeniyle açık ve ziyaretçisi bol idi. Bir kere daha tavaf ettik...


     

     @
     004 - 2007-10-12 12:03

    ##


     

     @
     005 - 2007-10-12 15:46

    Daha sonra otele döndük, Selanik haritası kaptık, motorlara atlayıp Halkidiki yarımadasına yollandık. Arabayı çkarmadık. Aslı da en uzun artçılığını yaptı böylece. Selanik'in berbat trafiğinden çıkıp yakındaki otobana çıkmak bayağı bir süre aldı. Motorlarla slalom yapsak da... Halkidiki'ye yollandık. En yakındaki Kasandra parmağını gezdik. Yollardaki kasaba isimleri şöyleydi: Yeni Mudanya, Yeni Foça, Marmara vs...Tam bir tatil yöresi... Resimler çekildi...Çam ağacı ormanları arasında sürüldü, köyün birinde deniz kenarında tavernaya öğle yemeği için kurunuldu.. O güzel şeylerden yenildi, dayanamadım ev yapımı beyaz şarap ısmarladım. Aslı ile içtik. Diğerleri kola içti...Cık cık..


     

     @
     006 - 2007-10-12 16:24

    ##


     

     @
     007 - 2007-10-12 16:23

    inanmazsan bak Barlas:


     

     @
     008 - 2007-10-12 18:10

    Selanik haritasını inceledik. Bir de ne görelim Ouzo Melathron'un Selanik şubesinin reklamı var haritada. Akşam için taverna belirlenmiş oldu böylece..

    Tavernadan çıkıp düştük Kasandra yollarına.


     

     @
     009 - 2007-10-12 18:21

    ##


     

     @
     010 - 2007-10-13 12:39

    Hafif yağmurlu bir havada geri döndük Selanik'e..Akşam olmuştu Selanik'e döndüğümüzde. Otelde bir duş, üst baş olayından sonra meydandaki kafeye kurulduk. Hani geçen sefer Absolut şişesi açtırdığımız kafeye. Biralar, Mythos'lar, içildi. Terkos suyu kokulu sular içildi. Karın açlığı hatırlandı. Ouzo Melathron arandı ve bulundu. Vardığımızda saat 10'u geçiyordu. 5-6 restaron birleşmiş, hepsi Melatron olmuş.. Buna rağmen tıklım tıklım.. Yer yok. En sonunda 4 kişi bir masaya öbür 4 kişi başa bir Melatron restoranının başka bir masasına şeklinde yer gösterildi. OK dedik. Ben tam bizim masaya doğru giderkene masanın birinde yunanlı bir kızımız muhteşem göğüs dekoltesi ile frikik veriyordu. Hakan Akıncıbay ve ben topun üstünden atladık, masamıza kurulduk. Ben bir elimle anlıma vurdum. Bizimkiler halime güldüler. Ben halbuki kaçan gole üzülüyordum.

    Kendimizi orduevinde gibi hissedip, onu da getir, bunu da getir, aaa o da varmış o da gelsin şeklinde bir başlangıç yaptık. Garsona sordum var mı atladığımız önerdiğin başka bir meze...Garson "Abi herşeyi ısmarladınız ya.."alamına gelen bir cevap verdi sanırım...Patlıcan köfte, kabak köfte, beyaz peynirli patlıcan salata (bunu Bertan bilir Keşan'dan).. Atina'daki Melatron gibi burda da Plümaryov yoktu...Barbayanni (yeşil %42 alkol veya mavi %46 alkol)ler vardı. Eh olsun...


     

     @
     011 - 2007-10-13 12:40

    Hesaplar ödendi kalktık 12 den sonra. Fügen Kalimaria'daki barlar falan dedi ama Tamer'in uykusu gelmişti. Ertesi sabah alış veriş ve saat 11de dönüş yolu için sözleşildi. Sabahleyin Fügen, Fatoş, Tamer ve Tunç çıkmış alışverişe, bitirmişler. Otelin yanındaki Starbucks Cafe de buluşuldu...Bizimkiler plümaryovları almış yakındaki halden (central market). Tunç sokakta bir pastane buldu. Orda satılıyor, uzağa hale gitmeyin dedi. Ben de Hakan'la pastaneye gittim. 5-6 derken, burda bizde yok bu kadar dedi pastaneci, bize yakındaki  süpermarketi tarif etti. Oraya yollandık. Markette de bol çeşit... Fiyatlar da pek makbul...Aldık uzoları. Bu sırada alınan hediye T-shirt Tamer'e küçük geldi, kızlar ZARA'ya alışverişe geri döndüler. Tabii biz de hediye isteriz dedik.
    Corsa'da yer varmış gibi Aslı kuzenlere kardeşime yemek, pasta takımları falan almış hediye. 60 parça 20 Euro'ya gibi bir şeydi. Corsa tıklım tepiş oldu. Yer olmadığından, Barlas'a birtek ben uzo alabildim. Corsa 4 kişiyi, bavulları, çantaları, hediyeleri, Barlas'ın uzoları aldı vallahi.

    Dönerken otobandan dönmeyelim dedik. Saat 12:45'de yola çıkılabildi. Selanik-Serres-Drama-İskeçe-İpsala şeklinde bie rota çizdik. Gümülcine vakit darlığından pas geçildi. 

    Dönüşe hazırlanırkene:


     

     @
     012 - 2007-10-13 19:13

    Selanik'ten bir çıktık. Hava da bir fırtına. Hafif bir yağmur. Serres'e gelip merkezde bir tavernaya kurunuldu. Yan masaya bir grup geldi. Hatun üstüne bir bluz giymiş, altına şort veya etek giymemişti. Serres'de moda bir hoş, frikikler daha yere yakın yerden veriliyor anlaşılan.

    Cumartesi ahtapotu yendi. Diğer mahlukatlar yendi. Uzolar içilemedi maalesef. Serres'den sonra hafif bir yağmur. Yol enfes.. İnanılmaz hoş yollar.. Nehirler, ormanlar, kuşlar, güzel asfalt yollar. Yalnız yollar yer yer çok dardı. Aslı dar bir çay üstü köprü geçişinde Mercedes'in birine sol aynayı kaptırmış Drama yakınlarında. Ordan Ankara'ya kadar sol aynasız geldi usta şoförümüz Aslı.

    İskeçe'de kahve içmek için sözleştik Drama'da benzin alırkene.  Drama-İskeçe arası inanılmaz. Tam bir motor yolu. Motorlarla bir Batı Trakya seferi yapmak lazım.

    İskeçe'de merkezde kurulduk bir kahveye.

    Kahveler içildi, dinlendik ve tekrar yola çıktık. Hemen İskeçe şehir çıkışında Türkiye yönünde A2 otobanına girdik. Gümülcine'ye uğramak için vakit kalmadı. Gümülcine yakınlarında başlayan yağmur ertesi gün Gerede-Cankurtaran'a gelene kadar peşimizi bırakmadı. Otobanda gazlayıp İpsala'ya geldik. İşlemleri tamamladık, Moldava'ya 1-0 yenik durumda olduğumuzu öğrendik, yunan duty free'sinde son bir alışveriş yapıldı. Adamlar yine işlemi 2 dakikada bitirdi. Bizim tarafta girşte kontrol, sonra pasaport kontrol, triptik kontrol, triptiki damgalayan şef, ve en son kapı açma/pasaport kontrol derken 4 değişik yer ve kişi. Devletimiz ne vatandaşına ne de memuruna güvenmiyor. Son kapı da Tamerle Hakanın paspartlarına giri,ş damgası vurdurmadığı anlaşıldı.En başa geri döndüler. Bizim tarafta fırtına devam, yer yer bardaktan boşanırcasına yağmur.. Fügen bir tanıdığı aracılığıyla Tekirdağ'da Ally oteli ve yemeği ve rakıyı ayarladı. Biz düştük yola, ver elini Tekirdağ. Otele önce Corsa vardı gece saat 12 sularıında. Tunç oteli zumo da buldum diye ordan takip ediyordu. Oteli pas geçti.. Ben de otele geldim. Daha sonra Tamer ile Hakan da geldi peşimiz sıra. Biraz sonra da Tunç.. Zumo otel girişini anayoldan değilde arka cenahtan veriyormuş.. Tunç ta Amerikalı olduğundan düşmüş Zumo'nun peşine..

    Otelde köfteler, rakılar pek iyiydi. Çay da süperdi. Bir taraflarımız donmuştu. Gece ikide ancak yatabildik. Ertesi gün Tekirdağ'dan itibaren sürekli yağmur, fırtına, ıslanma, rüzgar altında geldik.
    Yedek eldivende kurtarmadı. Botumun için cılk cılk su oldu. Çorap değiştirip ayağımı poşete geçirdim. Bunun üstüne botumu giydim. Şimdi yeni bir fantezim var. Bot fantezim. su almayan bot almam lazım. Yağmurluk altı vardı. Ama üstü yoktu. Yağmurluk üstü de almam lazım.

    Katılanlara teşekkür ederim. Varadero'ya ve 1200 GS'lere de teşekkür ederiz. Bizi hiç üzmediler.

    Sonuç:
    Kalamaria'ya bir sefer yapmak lazım.
    Batı Trakya'ya sürüş teknikleri çalışmak için gitmek lazım.
    Barlas'a daha çok uzo getirmek için daha büyük bir araba ile gitmek lazım.

    Son


    Gönderilen Apr 25 2008, 02:29 AM Yayınlayan Anonymous Ne ile 1 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x