Evet sira bir sonraki maceraya geldi..Pireneler gezisini okuyanlar bilir, Stokholm'e donunce BMW R1200GS'i denemeye karar vermistim, dedigimi yaptim ve BMW'li oldum. 2004'un ekiminde kirmizi (hizli olani yani )bir GS'im vardi artik
Eh artik BMW'li olduk o zaman BMW klubune de uye olalim dedik. Isvec BMW klubu cok koklu bir klub. 5000'in uzerinde uyesi var. Iki ayda bir cikan dergisi, egitim programlari, web sitesi ve de motorsiklet gezileri faaliyetlerinden bazilari. Klubun yas ortalamasi 50 civarinda:: Sagolsun BMW son zamanlarda HP2 gibi motorlar uretmeye basladi da, BMW kullananlarin yas ortalamasi dusmeye basladi.
Uzun lafin kisasi, klube uye olduktan sonra 2005 yazinda planlanan gezilere baktim. 2005 Isvec BMW klubunun yillik toplantisi Björkliden'de olacagi icin yani Isvec'in ciddi kuzeyi, o toplantida sona eren geziler vardi (Björkliden, Kiruna sehrine yakin bir dogal park, Stokholm'den 1200 km kuzeyde desem, kisin 2 ay kadar tamamen karanlik ve -20 ile 30 derece civarinda soguk olan ama yazinda 2 ay gunesin batmadigi bir yer yani:. Geziler ya Finlandiya uzerinden ve ya da Norvec uzerindendi. Ben kardesimle 1999 yilinda kucuk bir kiralik arabayla Norvec'i gezmistim ve ikimizde ulkeye cok bayilmistik, hatta kardesim Norvec kizlarina daha da bayilmisti Ama Finlandiya'da Helsinki disinda hic bulunmadigim icin merak ediyordum acikcasi acaba motorla gezsem mi diye. Neyse, turlari duzenleyenlere telefon acip sormaya karar verdim. Finlandiya turunu yapanla konusmamdan cikardigim sonuc gezinin ilk 5 gunu neredeyse binlerce golun arasindan ve genelde duz yollardan ilerleyecegiz, kuzeye varinca yani Norvec sinirina o zaman yollar virajlanmaya baslayacak. Yok benim isim olmaz bu geziyle, icimi sikintilar basar. En iyisi Norvec gezisini organize eden kisiyi aramak. Bu geziyi Skåne bolgesi duzenliyordu, Skåne bölgesi guney Isvec'de olup konustuklari diyalek cok ama cok ozel bir diyalektir. Soyle diyeyim birakin benim gibi Isvec'ceyi 4 yildir konusanin anlamasini, Stokholm'de ki bir cok insan skånska'yi anlamakta zorluk ceker. Neyse cevirdim numarayi Thomas adinda birisi acti telefonu, ben kisaca derdimi anlattim, nedir bu gezi, kac kisi falan, rota nedir, ortalama hangi hizla gidecegiz, genelde ne tip motorlar, GS'ciler var mi. Adam acti agzini, inanin dediklerinin yuzde 10'unu anladim belki:cray:10 dakikalik telefon konusmasindan tek cikardigim, Stokholm'den bir iki kisinin Oslo'da guney Isvec grubuyla bulusacagi ve Stefan denen kisiyle konusmam gerektigi. Yasasin, Stefan'in Isveccesini anlarim herhalde. Stefan'la da konustuktan sonra anladim ki, bu gezide 25 kisi olacagiz. Geziyi duzenleyen Thomas ve Britt cifti klupte taninan ve daha evvel bir cok basarili geziye imza atmis bir cift. Ehh skånskacamiz gelisir boylece

001
Hersey iyi de, 25 kisilik gezi beni biraz dusunduruyor. Ben alismisim yalniz kurt misali gezmeye, canim istediginde gazlamaya, kafama esen yerde cadirimi kurup, gokyuzunu seyretmeye falan. Okul gezisine donmesin bu olay, kasar beni biraz, beraber yat, kalk, ic, ye, Thomas amcanin sozunu dinle olayi olmasin yani. Bir de simdi ortalama 50 yasinda amcalar yavas falan gitmek isterler, benim gibi eski japon motorcusunu cok yaramaz bulurlar falan, kafamda sorular var yani. Sagolsun kiz arkadasim beni ikna ediyor sonunda: "dene bakalim baktin cok sikildin onden basar gidersin" Ne kadar yanildigimi gezinin ikinci gununde anlayacagim
10 gunluk gezi boyunca dolastigimiz rota soyleydi. Guney Isvecliler feribotla biz Stokholm takimi karayolunu kullanarak Oslo'ya vardik. Ondan sonra da kuzeye dogru ilerlemeye basladik, Lofoten yarim adalarina kadar vardik. Fiyortlar ulkesi Norvec'in en guzel yerlerinden gectik.
Toplam 7500km! Sonra doguya dogru siniri gecip, BMW klubunun yillik toplantisinin oldugu yere gittik. Oradan Stokholm'e donus takriben 1200km tuttu. Takriben 9000km'lik bir gezi oldu.....
22 temmuz cuma sabahi yola cikiyoruz Stokholm ekibi olarak. Amacimiz Oslo'yu gectikten sonra bir kasabada konaklamak ve cumartesi sabahi bizi Lysefiyort'una goturecek feribota zamaninda yetismek. Guney Isvec ekibiyle Oslo'da bulusmaktan vazgeciyoruz cunku onlarin feribotunun varis saatiyle Lysefiyort feribotunun kalkis saati arasindaki zaman o kadar da fazla degil, stres olmaya gerek yok.
Stockholm ve Oslo arasindaki 500km'yi katettikten sonra izleyecegimiz rota asagidaki gibi. Haritanin sol alt kosesindeki Prekkestolen bolgesinde konaklayacagiz cumartesi aksami.
Buyutulmus haritada goruldugu gibi eger Lysefiyord feribotunu kacirirsak, guneydeki karayolunu kullanmak zorundayiz ve yolumuz oldukca uzayacak ve fiyordun guzel manzarasini kacirmak da var.

002
Gelelim bu seneki alet, edevat, ekipman durumuna. Sunu soyleyebilirim ki bu gezide minimum malzeme kisisel rekorunu kirdim 10 gunluk yolculugu bir bagster tank cantasi ve 30litrelik rulo canta ile tamamladim

003
Merak edenler vardir, evet yanimda yeterince don, fanila, corap vardi. Kesinlikle ilk once onu, sonra arkasi, ici onu ve ici arkasi gibi zamaninda dagcilik yaparken kullandigimiz yontemlere basvurmak zorunda kalmadim
Yanimdaki malzemeler kisaca soyleydi:
Silver teyp
Lastik havasi olcegi
BMW orijinal tamir seti ve ekstra bir iki set ve lastik tamir seti
Motor yagi
Ekstra kayislar
Leatherman
Fotoraf makinasi
Kulak tikaclari, Ipod, gunes gozlukleri
Ic camasir, fonksiyonel ic uzun don ve tisort (uzun kollu), cok tavsiye ederim, sicak havada goretex elbisenin icinde pismiyorsunuz, terin disari atilmasinda yararli
Ekstra yagmurluk ve ayakkabi, cok amacli pantalon (sort olanlardan), gomlek, tisort
Ekstra eldiven, bogazi ruzgardan koruyan fularimsi sey
Kisisel temizlik malzemeleri
Hepsi nasil sigdi ben de hala sasiriyorum ama sigdi bir sekilde
Stokholm ekibi olarak Norvec sinirini gectik yolumuza devam ediyoruz. Ekip 2 1200GS, 1 1150GS ve 1 LT'den olusuyor. LT'yi kullanan Lennart fotoraf cekmeye merakli dakka basi duruyoruz

004
Iste iki farkli motor yukleme ekolunun karsilastirilmasi. Bir benim motordaki yuke bakin bir de Stefan'inkine:haha: Liderimiz Stefan cunku onda GPS var

005
Bu arada Skåne (guney Isvec takimi) Isvecten kalkan feribota biniyorlar. Cumartesi sabahi Oslo'ya varacaklar. Duyduguma gore aksam teknede bayagi eglenmisler, ne de olsa ickiler vergisiz acik denizde

006
Gezinin organizatöru Thomos, hani konusmasini hic anlayamadigim, sagdaki kisi. 1200GS'inde bayagi ekstralari vardi ama en cok Zega cantalarini ve isitmali koltugunu begendim. Gezinin sonuna kadar nerdeyse her gun beraber motor kullandik, super kafa bir kisi, her turlu micir, toprak yolu bulmada uzman.

007
Biz Oslo'yu geceli iki saat oldu, kucuk bir kasabada konaklamaya karar veriyoruz ve bir hostel'de (vandrarhem) yer buluyoruz. Norvec'de buyuk sehirler (Oslo, Bergen, Stavanger ve Trondheim) disinda otel bulmaniz zor, bir cok kisi bu vanrarhem denilen hostellerde kaliyor ama hostellerin kalitesi guney Avrupa'daki kucuk otellere yakin, en buyuk farki odayi sizin temizlemek zorunda olmaniz eger temizlemek istemezseniz o zaman ayri bir ucret oduyorsunuz. Carsaf ve yastik kilifini da yaninizda getirmeniz lazim ya da kiralayabiliyorsunuz. Biraz kendin pisir kendin ye olayi yani, servis mumkun oldugu kadar az.

008
Hostelimize yerlestikten sonra, kasabanin merkezinde yemek yemeye gidiyoruz. Saat aksam 7:30 gibi ve hava hala aydinlik. Dunyanin en pahali ve de en kucuk pizzasini yedikten sonra etrafi dolasiyoruz biraz. Norvec harika bir ulke ama yemek kulturleri sifir ve fiyatlar korkunc pahali.

009
Ertesi gun erkenden yola ciktik ve batiya Atlantige dogru yolumuza devam ediyoruz. Yuksek bir golun kenarinda kahve molasi verdik, feribota az kaldi.

010
Lysefiyort feribotu asagida gorunen deniz kenarindan kalkacak, virajli bir yokus asagi yol bizi bekliyor

011
Feribotun kalkacagi yere vardik ve Skåne grubunu heyecanla bekliyoruz, umariz zamaninda yetisirler. Iki feribot arasindaki zaman biraz kisaydi aslinda, Skåne grubu bayagi basmak zorunda kalmis sonradan duyduguma gore hatta birisinin GPS'inde 180 kusur max hiz vardi, kim demis BMW klubu yavas diye:: Ayrica Norvec'de maksimum hiz 100km yollarda:no2

012
Isvec'in baska bir bolgesinden gelen bu sirin cift biraz evvel vardi. Onlar da benim gibi grubun yas ortalamsini dusuruyorlardi

013
Skåne ekibi son dakikada kan ter icinde geliyor ancak 5 kadar motor yetisemiyor ve daha evvel bahsettigim guneydeki karayolunu kullanarak kalacagimiz Prekkestolen dag evine bir iki saat gecikerek variyorlar.
Motorlar yuklendikten sonra birbirimizle tanisiyoruz ve harika manzaranin tadini cikariyoruz. Kameraya en yakin olan Lars Eve. Gezi boyunca cok eglendigim ve super komik bir eleman. Cok ama cok gulduk beraber. K75S kullaniyordu ve bizim Grusbus (Micir/Toprakyolda basanlar diye cevirebiliriz) ekibinin yegane GSsiz adamiydi, helal olsun K75S ile her turlu toprak zeminde kullandi neredeyse. Zaten bu gezinin sonunda dayanamadi o da motorunu satip GS aldi. Duyduguma gore bu gezi sonunda 3 kisi motorunu GS'e cevirmis. GS rules

014
Bertil ve super sirin hanimi dinleniyorlar. Simdi bu Bertil amcam var ya tam eli opulecek bir eleman. Adam yetmis kusur yasinda GS'in tepesinde cambazlik yapiyor. Eski motokros yariscisiymis, bize bayagi enteresan hikayeler anlatti. Parasizliktan kabak lastikleri bicakla oyar oyle yarisirlarmis falan. Yas yetmis falan ama amcamda kazanma hirsi hala genclik yillarindaki gibi. Bir gun grup halinde giderken onun grubu onumuze dustu, biz de onlari sollamaya basladik, Thomas gezinin grup lideri ya, onu gecince Bertil amcam bir sey demedi ama ben sonra sollayinca, sen misin sollayan:sopa: Bertil amcam benimle yarismasin mi? O beni solluyor sonra ben onu zevk olsun diye, bayagi eglendik ikimiz ama arkasinda oturan zavalli karisi pek hosnut kalmadi bu olaydan. Ben de yaslaninca Bertil amca gibi olurum insallah

015
Iste Lysefiyort'u! Efendim bu fiyort olayi inanilmaz birsey. Yuzlerce metre yukseklikte kayaliklar bicak gibi Atlantig'e iniveriyor, gorulesi bir sey. Daha fazla konusmuyor ve sizi Lysefiyort'la bas basa birakiyorum.

016
##

017
##

018
##

019
##

020
##

021
##

022
Bazen fiyortun ortasinda boyle kucuk ciftlikler karsiniza cikiyor, bazilarina yol yok yalnizca deniz yoluyla ulasiliyor.

023
Duymussunuzdur, Norvec trollerin ulkesi hani o kucuk saci birbirine karismis kisa boylu yaratiklar var ya.

024
Peki resimdeki troll suratini gorebiliyor musunuz?

025
Harika bir fiyort turundan sonra tekrar motorlarimizin ustundeyiz ve 10 dakika sonra bu aksam konaklayacagimiz yere vardik. Preikestolen'a hosgeldiniz.

026
Kaldigimiz dag oteli/istasyonunun tepeden gorunusu. Odalarimiz kucuktu ama tam doganin icerisindeydik. Cep telefonlari falan cekmiyordu.

027
Esyalarimizi yerlestirdikten sonra bakiyoruz saat daha erken aksam yemegi icin. Thomas, var misin bir tura diyor, kacirir miyim bu firsati. Hemen motorlara atliyoruz ve etrafi kesfetmeye cikiyoruz. Thor da bize katiliyor. Thor'un meraki geziyi filme cekmekti. Motoruna video kamera takilmasini saglayan bir adaptör yapmis, butun yolculuk boyunca cekim yapti, hatta bir gun yalnizca beni cekti. Sonradan izleyince insan bayagi bir seyler ogreniyor, teknigi iyi mi kotu mu, arkadan popo nasil gozukuyor falan
Thomas basti mi basiyor, eh geride kalacak degiliz biz de izliyoruz. Thomas'in teknik etkileyici, virajlarda ya ayakkabi ya da ayak koyacaklari yere degiyor, biraz da beni test ediyor gibi geliyor bana, neyse 40-45 dakikalik harika bir viraj dozundan sonra bir sonraki feribota daha evvelki bir limandan binip Preikestolen'a geri donuyoruz. Thomas memnun gozukuyor, bana donup "Bir Turk icin hic de kotu degilsin motorda en iyisi sen benim miciryoldabasanlar grubuna katil, seni diger micirdabasanlarla (Grusbus) tanistiririm bu aksam" diyor. Yasasin ben de bir Grusbussare'yim artik.

028
Pazar gunumuz bos, burada kalacagiz ve Preikestolen kayasini (mimber kayasi ya da duacinin mimberi diye de aniliyor) gorecegiz. Mimber kayasi denizden 604 metre yukarda oldugu icin bazilarimiz icin zorlu gececek bir tirmanis ve yuruyus soz konusu.
Saat on gibi yuruyuse basliyoruz. Konakladigimiz dag hosteli yavas yavas gozden kayboluyor biz yukseldikce.

029
ve Lysefiyort'un parcasi olan koy daha da belirginlesiyor.

030
Takriben 30-40 dakikalik bir tirmanistan sonra duzluge variyoruz ve karsimiza tabak gibi bir gol cikiyor. Icinde yuzen bir iki cilgin norvecli genc vardi. Golun suyu cidden soguktu eger attiklari cigliklarin siddetiyle olcersek

031
Ekibin bir kismi icecek ve ihtiyac molasi vermis vaziyette. Helal olsun bu Isveclilere yaslari 40-50 civarinda ama keci gibi tirmaniyorlar masallah. Cok aktif insanlar, doga tabiatta kosusturmacayi ve spor yapmayi cok seviyorlar, bir bakima yasam tarzlari yani.

032
Moladan sonra yolumuza devam, tekrar tirmanisa gectik, takriben 30 dakika daha gecti ve Lysefiyort karsimiza cikiyor, bayagi yukseldik demek ki.

033
ve kayalarin kenarina yaklastik, dar ve korumali cikintilarin uzerinden yolumuza devam ediyoruz.

034
ve koseyi donunce karsimiza cikan muhtesem mimbar kayasi!

035
Inanilmaz bir sey! 600 metre yuksekliginde bir kaya blogu. Tabiat ana neler yaratiyor, insanin akli almiyor. Yuruyusumuz hizlandi, kayanin ustune gitmek istiyoruz.

036
En iyi goruntu biraz yuksekten. Kayanin ustu 25X25metre buyuklugunde. Ortasindaki yarik icine insan girebilecek genislikte.

037
##

038
Yuksekten korkmayanlar kenarinda oturuyor. Oyle ayakta durup, kenarina yaklasip asagiya bakmak her babayigidin harci degil. Yere uzanarak asagiya baktik cogumuz.

039
Bizim elemanlarda bir cengaver pozu veriyorlar kayanin kenarinda. Bertin korkudan oturdugu kayaya nasil yapistigina dikkat cekerim

040
Eh gelenek olmus millet ben de Preikestolen'daydim icabinda bir seyler dikmis ortaliga. Biz de geri kalmayiz yani. Hemen diktik bir tane. Resimdeki eleman, Ture, super kafadan kopuk bir eleman. Ben simdiye kadar K 1200 LT'yi boyle agresif ve yaris motoru gibi kullanan adam gormedim, inanilmaz bir sey. Adam 1.90'nin uzerinde ve motora sanki mopedmis gibi hakim. Gezinin ortasinda, bir telefon konusmasinin ardindan apar topar esyalarini toplayin guney Isvec'e geri dondu. Nedeni ise cok ilginc. Komsusuyla bir iddiaya giriyorlar, Ture diyor ki, "Sen bu usengec halinle evinin bahcesinin citlerini tamir edersen iki haftaya kadar, soz isi bitirdigin gun ben de senin serefine parti verecem ve butun ickiler benden!" Ture'nin dedigine gore bahcenin citlerinin goruntusu o kadar cirkinmis ki, Ture'nin manzarasini bozuyormus, o yuzden boyle bir ikna yontemini denemis. Bizim komsu bedava icki lafini duyunca aska gelmesin mi:: , birak iki haftayi bir haftada olayi bitirmis. Ture ona inanmadi karisiyla da konustu, olay kesin. Ben sozumun adamiyim dedi topladi pilini pirtini bir gun icerisinde 1000 km hatta daha uzun bir mesafeyi kat etti. Alin size natural born Mr. Iron Butt. Geziden sonra LT'yi satti simdi GS'i var ve duyduguma gore lakabi "micir filiymis"

041
Harika Lysefiyort manzarasina bakip dusunuyorum, ne kadar guzel bir dunyamiz var, yeter ki degerini bilsek. Bunlari boyle dusunuyorum filozof gibi sonra rutin sehir hayatina geri donunce unutuyorum tabi, unutmamak lazim aslinda.

042
Hava kararmadan afterhike biralarimizi yudumlamak istiyoruz, artik geri donme zamani.

043
Dagcilikta bilinen bir gercektir, kazalarin cogu iniste olur. Bir iki kisi fena kaydi ama allahtan bir sey olmadi kimseye.

044
Preikestolen hostelimize vardik, bu manzaranin onunde biraz dinleniyor ve biralarimizi yudumlamaya basliyoruz, manzara insana huzur veriyor gercekten. Evereste tirmanmis dagcilar gibi mutlu herkes, ne de olsa kolay degil, butun gun tirmanis ve yuruyus yaptik.

045
Muhabbet koyulasiyor, insanlar da birbirine kaynasti. Herkesin ortak tutkusunun motorsiklet olmasi sosyallesmemizi sagliyor tabi ki. Bilin bakalim bu ve bir cok afterdrive bira seanslarinda ne tartistik.
Motor yagi ve lastik tabi ki

046
Guzel bir aksam yemegini hak ettik artikcool
Yarin motorlarimizin ustundeyiz tekrar ve kuzeye dogru yolumuza devam edecegiz...

047
Sabah dinlenmis ve cok sevecen bir grup ruhuyla gunun turuna hazirlaniyoruz. Herkes tekrar motora binmenin sevinci icinde.

048
Thor motorundaki cici bicilerini gosterip millete hava atiyor

049
Kankam Lars-Eve bu gunluk tura hazir. Tam bir stand-up komedyen adam, hepimizi gulmekten kirip gecirdi gezide. Bu guney Isveclilerin en buyuk farki kuzeylilere gore (ozellikle Stokholm'lulere gore) cok girgir samata olmalari, hosuma gitti acikcasi.

051
Kahve molasi veren konu mankenlerimiz. Thure'nin uzerindeki reflektör yelege dikkat cekerim. Yolda motorcunun diger arac suruculeri tarafindan farkedilmesine cok katkida bulunan bu reflektör yelekleri her grubun basindaki ve sonundaki surucu kullaniyordu. Bence cok yararli bir guvenlik aksesuari. Uzun yola cikan her motorcuya tavsiye ederim, ehh artik Agirabilerin de boyle bir yelegi var, kacirmayin alin derimcool

052
Taylarimizi sirayla dizdik feribota, sakin ve dalgasiz atlantigin uzerinde karsi tarafa geciyoruz. Ruzgar yaz olmasina ragmen usutuyor. Dusunun kisin nasildir?

053
Alternatif yoldan degil de ana rotadan gidenler kucuk bir kasabada mola veriyorlar.

054
Sonra da kucuk ama guzel bir barajin uzerinden geciyorlar.

055
Baraj gölunun obur ucundan gorunusu, hic de fena degil.

056
Daha sonra da arazinin rakimi artinca karla karsilasiyorlar. Garip insanlar bu Isvecliler:haha: Zaten 5 ay kar icindeyiz, yazin kari gorunce cocuklar gibi seviniyorlar, ne diyeyim ben?

057
Alternatif yolu izleyen bizler ise daha dogudan biraz daha bortu bocek tabiat bir ortamda yola devam ediyoruz ve ogle yemegi molasini arazide veriyoruz.

058
Breidborg golunun kenarinda yemek molasi

059
Bertil Thure'nin LT'sindeki arka kabak lastigini farkediyor ve tabiri caizse yaka paca, tekme tokat onu ikna edip Sand sehrinde tekerini degistirtiyor. Bu Thure'nin bir iki civatasi eksik bence Adam bu lastikle LT'yi gazliyordu deli gibi.

060
Latefoss adindaki selalenin onunde butun gruplar bulusuyor. Selale tam yolun kenarinda o yuzden biraz kalabalikti ortalik.

061
##

062
Uc kirmizi (hizli olan yani) GS aslanlar gibi teker cevirmeyi bekliyor. Benim ki ortadaki hafif siklet, bagaj bakimindan yani

063
Selaleden sonra tekrar yola devam. Sansimiza yalnizca bir gun yagmur yagdi butun gezi boyunca o da tam Isvec sinirina girerken yani gezinin sonunda. Hava durumu yonunden cok sansliydik. Norvec motorsiklet kullanmak icin cennet bir ulke (bosuna Moto Guzzi touring motoru modeline Norge ismini vermedi), istediginizden cok viraj var ama havasi cok duzensiz ve surprizlerle dolu olabiliyor. Yukseklerde ozellikle kar bile yagabiliyor. Benim sansima ikinci defa hava cok guzeldi ama buralarda yolculuk yapmak isteyenlere su gecirmez kiyafetler ya da saglam bir yagmurluk oneririm. Yedekte kalin eldivenler sart.
Kaliteli ve virajli yollarda yolumuza devam ediyoruz, Ullvik'e az kaldi.

064
Sonunda Ullvik'deki pansiyona vardik ve motorlarimizi onune cektik. Simdi soguk biranin tadini cikariyor, yolda gorduklerimizi birbirimize anlatiyoruz. Bu afterdrive biranin da tadina doyum olmuyor acikcasi. Herkes Lars Olof diye bir elemandan bahsediyor, bir iki saat icinde gelecekmis. Adam tam bir efsane, merak ediyorum acikcasi. Bakalim gelince goruruz neden?

065
Pansiyonumuz gercekten cok sirindi ve yemekleri de Norvec standartlarina gore iyiydi. Turk olmanin dezavantaji, cok ama cok az ulkenin mutfagini begenebiliyorsunuz

066
Mutlu ve bir o kadar ac bir topluluk heyecanla yemek servisini bekliyor.

067
Yemek sonrasinda Thomas her zamanki gibi yarinki rotanin brifingini veriyor. Adam super organize etmis butun geziyi, bir tane bile puruz cikmadi desem, helal olsun.
Yarin Olden'e dogru yol alacagiz, harika yollardan gecerek....

068
Aksam gec saatte efsanevi Lars Olof pansiyona geldi. Kimdir bu Lars Olof diye ben de karsilama komitesine katildim. Adami nasil tarif etsem, kisaca ikiteker uzerinde bir dervis ya da sarisin Dalai Lama diyebiliriz. Adamin motoru surusu, parketmesi, konusmasi bir farkli, etrafina pozitif enerji saciyor, hemen farkediyorsunuz. Kimdir bu Lars Olof, bu adam Avrupa'da dusunebileceginiz butun unlu ya da unsuz motorsiklet yollarinda teker cevirmis bir adam. Inanilmaz bir sey, ben usenmedim bir gun kaldigimiz hosteldeki Avrupa atlasini onumuze alarak adami sorguya cektim, yok boyle bir sey. Adam her yere gitmis. Ama Turkiye'yi gezmemis, eh o is bana dusuyor, onunla konusurken 2007 yilinda Turkiye'yi gezme fikri cikti zaten. Adamin, motor ve malzeme bilgisi inanilmaz. Ne varsa okumus ve ne hafiza? Benim kafam almadi, cok sey ogrendim ondan yolculuk sirasinda.
Ve bir o kadar da mutevazi biri, insan boylelerine daha da saygi duyuyor. Ilk bir iki gun bizim Grusbus (micirdabasanlar) ekibinin en son elemani olarak kullandi, sakin sakin. Sonra Thomas bana: "Lars Olof sikilmistir simdi ona liderlik verelim de sen bir GS nasil kullanilirmis gor!" dedi. Lars Olof'a "sen one gec ve bas biraz bakalim" dedi. Sapkami cikartiyorum Lars Olof'a, adam iki teker uzerinde de muhtesem.
Iste Lars Olof! Motoruna neden viski icirtmek istedigini sonra aciklayacagim Hah, unutmadan adamin bir baska ozelligi de motorlarini yikamamasi. Gordugunuz 1150 GS 2003 model ve hic yikanmamis. Motoru satmadan evvel yikarmis motorunu ilk. "Gercek GS kirli GS'dir" adamin slogani. Bir nevi felsefe olayi yani

069
Bugunku rota 300 km ama alternatif yol secilirse 400km kadar. Alternatif yolun uzerinde anti tunel yolu da var. Anti oldugu tunel is Laerdal tuneli, dunyanin en uzun kara tuneli, uzunlugu 24.5 km evet yanlis duymadiniz! Norvec'in petrolden kazandigi paralarin nereye gittiginin bir aciklamasi, her yerde tunel var:: Iste rotamiz.
ve alternatif rotanin buyutulmus haritasi.
Sabah, rutin olan motorlarin kontrolu (yag, lastik vs.) ve malzemeleri yuklemeden sonra tam yola cikacakken, 1150 RT'lerden birinin akusunun bittigi anlasiliyor. Biz gencler takimi motoru ittirdikten sonra motor calisiyor, sorun yok, RT takimi ana rotayi izleyip ilk kasabada aku degistirmeye calisacak.
Ilk duragimiz Aurlandfiyort'u. Buradaki limana buyuk cruise gemileri yanasabiliyor. Bayagi yabanci turist var ozellikle Amerikalilar. Biraz turistik bir ortam ama guney Avrupa ile karsilastirinca o kadar da kotu degil. Limana geldigimizde bizi buyuk bir gemi karsiliyor sakin Atlantigin uzerinde.

070
Ogle yemegi molasini burada veriyoruz, hava cok guzel.

071
Sonra da turistik magazalara ben biraz goz atiyorum, kardesim kartpostal koleksiyonu yapar, ben de koleksiyonun en buyuk sponsoruyum Sponsorluk gorevini yerine getirmek gerek.

072
Bizim deli Thomas, su Flåmbanan'in (Flåmbanan altindaki disli cark sayesinde bayir yukari cikabilen bir dag treni, onunla turistler fiyortun yuksek bir kismina cikabiliyorlar) yaninda bir patika yol var eger motorlara izin veriyorlarsa cikalim mi diyince, Grusbus ekibi ilk ciddi görevini almis oluyor, tabiki evet diyor butun erler
Cikis biraz zor oldu bazilarimiz icin cunku cok dar (2.5 yada 3 metre genisliginde) ve dik yumusak micirda gidiyorsunuz, olurda tam virajin ortasinda hiz keser ya da durursaniz, agir GS'ler hamamda bayilan koca kari misali yana yatiyorlar. Stefan motoru devirdi bir virajda ama bir hasar yok, touratech motor koruyucu demir kafesi sagolsun.
Biraz terledikten sonra, motorlu araclarla cikilabilinecek en yuksek noktaya geldik. Grusbus takimi gorevi basariyla yerine getirdi, subay Thomas ve cavus Lars Ove memnunlar

073
Ayni yolu yuruyerek cikmis turistler bu koca motorsikletler buraya nasil cikmis diye dusune dursun, biz biraz nefesleniyor ve bir seyler iciyoruz. Lars Ove bize kisa bir briefing veriyor, sivi almanin motor kullanirken ne kadar onemli olduguna dair. Konsentrasyon eksikliginin en buyuk nedenlerinden biri vucudun su kaybetmesidir. Siz siz olun tank cantanizda su tasiyin ya da su yeni cikan camel back denen cantalardan hortumla su icin, dakka bir isiyorum o zaman diye hayiflanmayin, guzel manzaralara bakarak isemenin zevkini cikartin falan. Adam hakli acikcasi.

074
Tekrar yola devam. Laerdalsfiyort'una dogru yol aliyoruz. Grusbus takimi eski yoldan yani anti tunelden gecmeye karar veriyor. Tekrar yukseldik ve fiyortlar karsimizda.

075
Ben geleneksel kendinidikizaynadayansitmaca fotografimi cekiyorum tabi ki. Gecen seneye fark, dikiz ayna yuvarlak. (TDM'in aynasi daha sikti ama bu GS aynalari darbeye daha dayanikli, gezinin ilerleyen kisimlarinda test edecegim merak etmeyin

076
Harika bir gun gene, hava mukemmel. Norvec'in dogasi harika, her an karsimiza guzel kucuk surprizler cikiyor.

077
Aksam ustu gibi bugun konaklayacagimiz yere geliyoruz. Olden kasabasinin biraz guneyinde Trollbau denen glasiyerle cevrilmis bir vadinin icinde tipik norvec tahta klubelerinde kalacagiz. Nasil anlatsam masalsi bir ortamdi, hafif puslu bir hava, glasiyerin soguttugu ruzgar yuzunuze carpiyor, klubelerin yaninda bir dere akiyor. Sanki bir masal dunyasindasiniz, bir nevi Hensel ve Gretel olayi yani. Burada bir ay kalan herkes masal yazabilir bence.
Kaldigimiz klubelerin catilarina dikkat cekerim

078
Rickard ve Thor yemek oncesi bir fotograf turuna hazirlar

079
Ekip cok mutlu yemek sofrasinda

080
Kaldigimiz klubelerin sahibi bu norvecli bayandi. Bize hazirladigi butun yemeklerin malzemeleri kendi ciftliginden ya da komsulardan, yani 100% ekolojik ve lokal yiyoruz, gunumuzun globallesen dunyasinda neredeyse ekstra para verdigimiz bir olay yani. Thomas bu bayanla daha evvel rezervasyon yapmak icin konustugunda dediklerinin bir kelimesini bile anlamamis (Norvecce Iveccenin bir diyalekti gibi oldugundan birbirlerini genelde anlarlar, ben bile anliyorum Norvecce, ama Danimarkaca tamamen farkli, Isvecliler onlarla Ingilizce konusuyor, Fince tamamen farkli, ne de olsa Ural-Altay dil grubuna bagli yanlis hatirlamiyorsam yani dilin strukturu macarca ve turkceye daha cok benziyor), dediklerini telefonda anlamayinca emaille yazismaya calismis onu da pek anlamamis. Hatununun inanilmaz bir diyalekti vardi ve bize 10-15 dakikalik bolge ve yemekler hakkinda seminer verdi, biz de trene bakan inekler gibi dinledik, olsun deger, yemekleri mukemmeldi. Benden 5 uzerinden 3 turk yildizi aldi (michelin yildizina rakip benim turk yildizi sistemi)

081
Yemekten sonra biraz yuruyuse cikiyorum, kuzeydeyiz artik hava gec saatte bile kararmiyor. Manzara solugumu kesiyor ve derin dusuncelere daliyorum.

082
Aksam ruyamda cocukken okudugum masallari goruyorum buyuk ihtimalle...
Yarin Geiranger ve TROLLSTIGEN..

084
Ben biraz motoru karda surmeye calisiyorum ama kar cok yumusak ve derin, bizim elemanlarin kahkahalarina maruz kalarak motoru derin kardan kurtariyoruz ve bir Styrn glasiyeri hatirasi cektiriyoruz.

085
Yolun bu kisminda etrafta hep kar vardi, hava da biraz sogudu. Bizim dervis Lars Olof grubun son adami olarak kahve molasi yaptigimiz noktaya geliyor.

086
Bizden biraz daha yavas kullanmayi tercih eden bu elemanlar da kahve molasi vermisler. Herkes bugunku yol ve hava sartlarindan memnun ve bir iki saat icinde varacagimiz noktayi dusununce gulumsememek mumkun degil. TROLLSTIGEN!

087
Ama ilk once Dalsnibba adinda 1476 metre yukseklikteki tepeye tirmanacagiz, yol micir. Bu tip tirmanislarda GS'in torku cok ise yariyor, motor bu tip yollar icin yapilmis sanki.
Tepeye varinca bayagi bir kalabalikla karsilasiyoruz, hatta Isvec motor federasyonunun duzenledigi Norvec gezisine katilanlarla karsilasiyoruz. Bir iki tanidik cikiyor. Hava bulutlu, guzel Geiranger fiyortu pek iyi gozukmuyor.

088
Muhabbet ederken zaman geciyor ve bulutlar yavas yavas kayboluyor. Geiranger gozukmeye basladi.

089
Ve yarim saat sonra boyle bir manzarayla karsi karsiyayiz. Insanin manzarayi birakasi gelmiyor icinden.

090
##

091
Grusbus ekibi halinden cok memnun, yine bir hatira fotografi. Ön planda sevgili GS'im. Su ana kadar hic bir problem cikarmadi.

092
Dalsnibba'dan ayrildiktan sonra Thomas GPS'inde (onun ki GPS'lerin krali Garmin 276C'ydi, baskalarinda Garmin Quest ve 2610'lar vardi. Garmin Iskandinavya'da en cok satan marka, bir de BMW klubundekiler birbirleriyle rota paylasmak istediginden neredeyse herkes Garmin kullaniyor.) ne diyorduk evet, Thomas GPS'inde toprak yollar buluyor ehh Grusbus ekibine de onlari test etmek kaliyor. Takriben 10km sonunun nereye varacagini bilmedigimiz bir toprak yolda gittikten sonra yol bir ciftlikte sona eriyor, Thomas ile Lars Eve rotayi tartisiyorlar.

093
Storfiyortuna geliyoruz, feribot beklerken ogle yemegi yiyip yalniz basina Norvec'i gezen bir Isvecli motorcuyla sohbet ediyoruz. Iki Lars sohbet ediyorlar, Lars Olof Lars Eve'yi GS almaya ikna etmeye calisiyor ve basariyor, Bu geziden sonra Lars Eve bir R80GS aldi.

094
Feribottan sonra Norvec'in en cok ziyaret edilen yoluna geliyoruz. TROLLSTIGEN! (trollerin patikasi) Tam 11 hairpin denilen (yani 180 derece donuslu) virajdan olusan bir muhendislik harikasi. Alplerdeki gecisleri hic aratmayacak bir yol.

095
Asagiya inerken karsidan gelen otobuslere dikkat etmek lazim.

096
Trollstigen'den indikten sonra dudaklarimizdaki mutlu tebessum kaskin vizorunden bile farkedilebilir. "Thomas, geri donsek mi, bir iki dafa cikip insek su yolu?? Olmaz zamanimiz az, Åndalsnes'deki hostele varmak lazim." Aksam ustu variyoruz hostelimize, cok sirin bir yer yine ama Åndalsnes o kadar enteresan bir kasaba degildi acikcasi.

097
Hostel guzel de bir sorun var icki satmiyorlar. Hayda, Istanbul Belediyesi mi isletiyor burasini?:sopa: Ne yapacagiz simdi? Afterdrive birasi bir gelenek olmus. Bizim Thure (hani bir iddia icin Guney Isvec'e giden adam, LT'yi cilgin kullanan eleman) ben simdi hallederim bunu diyip basip gaza gidiyor. 20 dakika sonra geri geliyor. LT'yi oturdugumuz yerin onune parkedip arka orijinal cantasini aciyor, bira dolu. Alin size BMW bari Helal olsun adama, 20 dakikada systembolaget'i buldu (norvec'de vinmonopolet derler ama ayni sey) ve bizi birasiz birakmadi.

098
Merak edenlere, nedir bu systembolaget olayi? Isvec ve Norvec'de icki devlete ait olan magazalarda satilir yani tekel olayi ve bir kasabada bu magazalardan bir tane vardir. Sabah 10 ile aksam 6 arasi aciktir bu magazalar ve pazar gunu kapalidirlar. Amac alkol kullanimini kontrol altinda tutmak, malum bu kuzey avrupalilar soguktan ya da karanliktan mi nedir ickiyi cok severler Zamanla alisiyorsunuz, bana baslangicta cok garip gelmisti. Magazaya gidiyorsunuz, bankada ki gibi sira numarasi aliyorsunuz ve pasa pasa size birisinin servis vermesini bekliyorsunuz, bu arada camekanlarda sergilenmis ickilerden istediklerinizin kodlarini not ediyorsunuz falan. Cook garip bir olay. Son iki uc yildir, normal magazalar actilar, raftan istediginiz ickiyi kendiniz alabiliyorsunuz. Ama bir seyi cok iyi, aldiginiz servis super kaliteli. Yemek yapacaksiniz hangi tur sarap uyar merak ediyorsunuz, kasadakiler konuda uzman.
Bir de dunyadaki en fazla musteriye sahip oldugu icin (9 milyonluk Isvec nufusu) Systembolaget ureticilerden ozellikle saraplari cok ucuza alabiliyor, vergi cok olmasina ragmen, kaliteli bir kirmizi sarabin fiyati bir cok ulkeden ucuz, ozellikle Turkiye'den cok ucuz.
Aksam yemeginden sonra hizimizi alamiyoruz ve bir barda bira muhabbetine devam ediyoruz. Serefe agirabiler, yarin sizi Norvec'in baska guzel yerlerine goturecegiz.

099
##

100
Ertesi gun Thure girdigi iddianin sebebiyle LT'sini gazlayip aramizdan ayriliyor boylece mobil barimiz yok artik:cray:
Bugun ki tur takriben 300km ve kuzeydeki en buyuk sehir olan Trondheim'da konaklayacagiz.
Yolculuga kisa bir surusten sonra motorlari feribota yukleyerek basliyoruz. BMW'ler askerler gibi dizilmis. Ondeki RT'nin silindir baslarina monte edilmis ayak konulacak peglerine dikkat cekerim:haha:
Amacimiz Atlantik kiyisindaki seridi izlemek cunku o zaman unlu Atlanta Yolu'nun (Atlanterhavsvegen) uzerinden gececegiz. Ana karanin hemen ucunda bulunan kucuk adalar grubunu birbirine baglayan, 8 kopruden olusan 100km'lik bir muhendislik harikasi bu yol. Yapimi sirasinda insaatta calisanlar 12 kasirga atlatmislar. Adalarda yalnizca balikcilikla gecinen aileler yasiyor. Medeniyetten cok ama cok uzakta hissediyor insan kendini burada.
Ne yazik ki sansimiza inanilmaz bir sis var, hafif yagmur cigseliyor ayni zamanda. Bu yoldan hic durmadan geciyoruz bir cok kisi kasklarin bugulanmasindan sikayetci. Fotograf cekemedigimiz icin size internetten bazi fotolar derledim.
Koprulerin bazilarini teknelerin gecebilmesi icin yuksek yapmislar.

101
##

102
##

103
Kisin siddetli havalarda dalgalar yolun ustunu asiyor o zaman yol trafige kapaniyormus.

104
##

105
Yolun geri kalan kisminda yagmur devam ediyor ve tam Trondheim'a yaklasirken duruyor. Fazla mola vermeden Trondheim'a saat 3 gibi geliyoruz cunku amacimiz sehri biraz gezmek. Kalacagimiz yer buyukce bir hostel, buyuk sehir hosteli oldugu icin o kadar sevimli degil ama yemekleri yenilebilinir cinstendi en azindan.

106
Trondheim bir liman sehri ve Nidelva nehri deltasinin uzerine kurulmus. Sirin bir sehir, mimarisi hosuma gitti benim ama kisin ne kadar soguk ve karanlik olur gibi soru isaretleri geliyor insanin aklina::
Hostele yerlestikten sonra sehri gezmeye cikiyoruz ve kendimizi Trondheim'in guzel sokaklarina atiyoruz.

107
Nehir kenarindaki guzel binalardan bir goruntu.

108
Bizimkilerin afterdrive bira ihtiyaclari belirmis vaziyette, kararsizliklariyla unlu Isveclilerin en kararli olduklari an bu andir iste, bir seyler icmeye karar verme ani Bertil'in siritisindan nerede bir seyler icebiliriz sorusunun cozuldugu anlasiliyor.

109
Hhmmm, hic de kotu bir fikir degil hani. Hava cok guzel simdi, disarda oturabiliriz.

110
Platformu istila ediyoruz hemen Herkes butun gun yagmur altinda motor kullandigimizi unutmus vaziyette.

111
Yagmur dedik de, biraz kuzey Avrupa'da kullanilan giyim kusamdan bahsedelim. Yaz aylarinda motor kullanmaya cok elverisli havasi var Iskandinavya'nin cunku sicaklik Turkiye'nin bahar havasina denk yani takriben 20-23 derece kadar o yuzden motorda pek pismiyorsunuz ama cok sik yagmur yagiyor o yuzden cok kullanimli kumas bazli ve goretex gibi su gecirmeyen katmanli elbiseler cok revacta. Yagmurdan dolayi biz burada silikasi fazla olan lastikleri kullanmayi tercih ederiz mesela GS ler icin Michelin Anakee ve yagmurda basmaktan pek korkmayiz Ben evvelki sene kuzey Ispanya'da gezerken yagmur yagdiginda temposunu bozmayan motorcular genelde Iskandinav ve Almanlar'di. Ozellikle fransizlarin durumu traji komikti. (Fransizlar konusuna fazla girmeyelim, ayri bir forum konusu )

113
Birisi usenmemis St. Jakob'u bir celenkle mutlu etmis
Ben burada ekipten ayrilip Trondheim'in yeni acilan havuz ve su parki kompleksine gidip biraz yuzuyorum, ne de olsa Akdeniz insaniyiz cibi cibi yapmadan olmaz hem de motor uzerinde oturmaktan kaslar sertlesmis biraz yuzerek yumusatmak lazim
Aksam Trondheim'in barlarina takiliyoruz yemekten sonra ama fazla gec kalmamak lazim, yarin yine yollara dusecegiz..

114
Thomas'in bugun ki rota hakkinda fazla bilgisi yoktu. Haritadan anladigimiz kadariyla 150 km'lik bir toprak yol gozukuyor. Grusbus ekibinin hosuna gidiyor bu durum tabi ki. Kuzeye dogru ciktikca toprak yollar artiyor.
Bugun ki rota takriben 270 kilometre ve toprak yol alternatif olarak haritada gozukmekte. Grong adinda bir kasabaya varacagiz. Bu kasabanin ilginc bir ozelligi var, dunyanin bir cok yerinden merakli balikcilar buraya geliyor cunku Grong'da tutulan somon baliklari cok unlu.
Alternatif yolun daha yakindan haritasi
Girlpower ekibi hemen Trondheim'in disindaki feribotta kamerama yakalaniyor.

115
Isvec'de diger Avrupa ulkelerine oranla bayanlar arasinda motor (burada 500cc ve yukarisini kastediyorum, scooterlari isin icine katarsak guney avrupa ulkeleri baskin cikar) kullanim orani yuksek, yalnizca bayanlarin uye oldugu klupler, yaris takimlari mevcut. Isvec motorsiklet federasyonu ve BMW klubu yalnizca bayanlara yonelik kurslar da aciyorlar. Paris-Dakar'a katilan Isvecli bayan suruculer var. Tabi bunda Iskandinavya toplumunda kadin ve erkek esitliginin oldukca ust seviyede olmasinin da bir etkisi var. Kadinlar erkeklerin yaptiklari her isi yapiyor burada (maden isciligi, otobus soforlugu vs.)
Feribottan ayrildiktan 50 km kadar sonra Grusbus ekibi ana ekipten ayrilip toprak yollarda yolculuga devam ediyor. Bu tip yollar GS'ler icin yapilmis sanki. Bazi yerlerde micir ve toprak oldukca yumusak o zaman keske GS'in ön tekeri 21 inc olsaydi diye icimden gecmiyor degil (bu 21 inch yuzunden BMW bana sonunda KTM aldirtacak sonunda:cray: ) Thomas'in cesitli toprak yol bulma kabiliyetini kutlamak lazim, adam GPS'i cok efektif kullanip harika yollar buldu bize.
Toprak ve camur karisimi bir yolda giderken (artik nemden ve aksam yagan yagmur falan nedeniyle toprak hep islak buralarda) kucuk bir kaza yasiyoruz. Bir yokusa yaklasiyoruz ve yavasliyoruz, en arkadan gelen Bert ekibin geri kalanina gore daha acemi bir sofor o yuzden virajlarda on grupla arasi aciliyor ve duzluklerde bize yetismek icin dolayisiyla daha fazla gazliyor, biz yokus basinda yavaslayinca ya da yavaslamak zorunda kalinca diyelim, yokus zorlu bir yokustu, islak camur ve TKC 80 gibi lastiklerimiz olmamasi nedeniyle zorlandik, Bert de tam gazlamis vaziyette gelmesin mi? Dolayisiyla gereken mesafede duramiyor ve gum Lars Eve'nin sol cantayi parcaliyor!

116
Kucuk bir tamirat operasyonu yapiyoruz burada. Bende ve Lars Olof'da her turlu McGawyer/cevatkelle vari malzeme var, cantayi gumus renk teypler (silver teyp) ve kayislarla motora sabitliyoruz hemen. Thor da bizi filme cekiyor.
Cikmak istedigimiz yokus

117
Ciktik cikmasina ama bir iki motoru itmek gerekti, eh grupta en genc kim bilin bakalim, itme isi yine bize dustu::
Bu kucuk kazadan cikardigimiz dersler, acemi sofor her zaman kendi rahat hissettigi hizda kullanmali, ondeki guruba yetisecegim diye sinirlarini zorlamamali, sonucta deneyimli guruba gore daha cabuk yoruluyor ve konsentrasyonunu kaybedebiliyor. Nasilsa biz her yol ayriminda arkada kalani bekliyoruz. Ikinci ders ise uzun yolculuklarda her motorcuda silver teyp olmali, super yararli bir sey.
Biz canta tamiri yaparken Britt'in onderliginde asfalt ekibi yoluna devam ediyor ama asfaltli yollarda bile micir var. Bunun sebebi su, kisin Iskandinavya'da otobanlar disindaki yollara tuz atilmaz, micir ya da toprak atilir. Obur turlu basa cikamiyorlar ve tuzun dogal cevreye zarari var. Dolayisiyla bazi yollari supurmeyi unutuyorlar ve micir kaliyor. Bu mesele cok tartisilan bir olay Iskandinavya'da cunku bir cok motorcu bu micir kumeleri yuzunden kaza yapiyor yazin.

118
Asfalt takimi yoluna devam etsin, Grusbus takimi toprak yollardan birinin baslangicinda duran bir odeme klubesine geliyor. Simdi bu olay enteresan. Iskandinavya'da allamänsrätt (her adamin hakki) denen bir olay vardir. Soyleki, ozel arazilerin icinden halk gecis yapabilir (bu abartilmamali tabi, birisinin evinin bahcesine girmekten bahsetmiyoruz burada) hatta dogayi kirletmemek, copunu falan yaninda tasimak sartiyla bir ya da iki gece ozel arazide konaklayabilir, cadir kurabilir herkes. Cok eski bir kanun bu, tamamen Iskandinavya'da ki acik toplum filozofisinin bir ornegi. (Acik toplum filozofisine bir baska ornek ise politikacilarin halkla ic ice olmasi, ben 1999'da Stokcholm'e yerlestigimde bir arkadasla parkta otururken onumuzden bir adam bisikletle gecti, arkadasim bana donup "bu bisikletteki adam Stockholm'un belediye baskani" demesin mi:: , Isvec'de yalnizca basbakanin ve kralin surekli korumasi vardir, keske baska ulkelerde de oyle olsa diye insan icinden geciriyor) Neyse konumuza donelim. Simdi bu toprak yollarin coguna Norvec hukumeti bakmiyor, oradaki ciftci ya da toprak sahibi bakimini yapiyor ama allamänsrätt kanunu nedeniyle bizim gibi motorculari ya da yurus yapanlari engellemiyor. O yuzden bizden yolun bakiminin maliyetine destek olmamizi rica ediyor, bir motor icin 2 euro kadar. Bu yoldan gecenler de bir form doldurup parayi bir kutuya koyuyor. Tamamen guven uzerine kurulmus bir sistem.
Ekip odeme yaparken

119
Biz Norvec'in ciftcilerini madden desteklerken, keyfine duskun asfalt takimi ogle molasini Atlantik kiyisinda veriyor. Hava mukemmel bugun, tadini cikariyor herkes.

120
##

121
Sevgili Britt acaba soguk ve yagmurlu guney Isvec'i birakip bu Atlantik kiyisina yerlessem mi diye dusunuyor olmasin. Manzara harika.

122
Grusbus takimi ogle yemegi molasini ormanlik bir toprak yolun kenarinda veriyor. Iste mutlu bir Thomas! Butun gun toprak yolda kullandik motorlari neredeyse, super zevkliydi ama lastikleri de iyi harcadik acikcasi.

123
Ogleden sonra Grong adindaki kasabaya geliyoruz, daha evvel de bahsettigim gibi burasi somon baliklariyla unlu. Bir cok merakli balikci buraya geliyor. Grong'da tutulan en buyuk somon baligi 2000 yilinda resimde gorulen cift tarafindan tutulmus. Balik tam 20.8 kg agirligindaymis

125
Grong'deki otelimiz cok iyiydi acikcasi, bir gun daha kalinabilinirdi ama yollar bizi bekler. Tekrar motor ustundeyiz. Bugunku rota dunku gibi az bilindigi icin biraz surprizlerle dolu. Isvec siniri yakinda oldugu icin siniri gecip, Isvec topraklarinda gecirecegiz geceyi. Gezinin en heyecanli, zor ve bir o kadar da zevkli gunu bugundu benim icin. Kisisel sinirlarimi zorlama imkani buldum
Toplam mesafe 250 km kadardi.
Grusbus ekibinin amaci alternativ 100 km'lik toprak yoldan gitmekti.
Ama Thomas'in GPS sihirbazligi sayesinde kuzey dogu yonune rotamizi cevirip butun gunu toprak, camur, kaya ve kar uzerinde motor kullanarak (duserek, kayarak vs) gecirdik
Hersey cok guzel ve sakin basladi aslinda. Artik alismaya basladigimiz guzel manzaralara bakarak toprak yolda ilerliyoruz. Asfalt ekibi butun rotayi asfaltta gitmeye karar verdi ve bizle ayni zamanda yola cikti. Hava yine cok guzel sansimiza.

126
Bugun yalnizca dort motordan olusuyor Grusbus ekibi (ben, Thomas, Lars Eve ve Olof) Lars Eve'nin K75S'e onursal GS madalyasi verecegiz bu gezinin sonunda, adam bizi neredeyse her yolda izledi ama motoru da bir bakima harcadi.
Thomas bizi dag basi bir yere cikardi yine ama sikayetim yok. Doganin ortasinda olmak guzel bir sey, ozgur hissediyor insan kendini.

127
Kucuk su gecisleri yapiyoruz. Ben bu zamana kadar fazla su gecisi yapmadim o yuzden "hhm bu gecisler iyi fazla zorlamaya gerek yok diyorum", hic haberim yok bir iki saat sonra dizlerime kadar sulara gomulecegimden
Ilk ben geciyorum

128
Sonra Lars Olof

129
Sonra bizim canavar K75S'li Lars Eve

130
Oglen kucuk bir kamping restoraninda yemek yiyoruz ve restoran sahibi kar scooterlarinin kisin kullandigi bir yoldan bahsediyor. "Yolun yazin karlar eriyince halinden emin degilim ama heyecan ariyorsaniz deneyin derim" diye de ekliyor. Thomas'in gozlerindeki o cilgin parlaklik beni kaygilandiriyor ama Grusbus ruhu bu, deneyecegiz bu yolu (eger yol varsa). Yol tabi ki GPS'de gozukmuyor.
Ilk bir iki km toprak ve micir yol ama daha sonra yol kayboluyor, yerini dik, derin bir yarik seklinde bir olusum aliyor ve uzerinde kafamdan buyuk kadar kayalar. Burada Lars Eve motorun altini ve yanini vurup cizdikten sonra geride kaliyor ve Lars Olof'da ona hizini uyduruyor. Ben ve Thomas hala yola devam ediyoruz ve GS'lerin alt motor korumalarini test ediyoruz.
Thomas gumbedek motoru deviriyor, yan silindir bir kayaya carpiyor, yalnizca ciziliyor ama kirilmiyor. (Bu GS'lerin silindir kapaklari cok hassas ve ince) Iki kisi motoru zar zor kaldiriyoruz ama ilerletemiyoruz, lastikler TKC 80 olsa belki sansimiz daha fazla olurdu. Neyse 5-10 dakikalik bir cabalamadan sonra motoru hareket ettiriyoruz. Butun zorluklara bir ek olarak, sivrisinek saldirisina ugramis vaziyetteyiz. Ben boyle bir sey hayatimda gormedim, belki binlerce sivrisinek. Isvec'in bu kismi tundra vari yari bataklik bir bitki ortusune sahip oldugundan yazin sivrisinek istilasina ugrar. Konusurken agziniza giriyor neredeyse cilgin sinekler.
Tekrar yola devam, iki Lars'i goremiyoruz artik. Akillilik ediyorlar ve geri donuyorlar. Bir km kadar sonra bir su gecisine geliyoruz. Thomas bu pek ic acici degil, Izlanda'daki su gecislerine benziyor en iyisi ben su derinligini olceyim diyip, ayakkabilari cikartip suya giriyor. Suyun derinligi dizlerinin biraz ustunde:: "Problem degil geceriz" demesin mi. Ne demek problem degil, ben bu kadar derin sudan hic gecmis miyim diye soran yok tabi. Eleman giyiyor ayakkabilari, atliyor motora, bana donup "en onemlisi tam onune degil karsiya uzaga bakmak ve ne olursa olsun hic gazi kesmemek" deyip gazliyor. Adam Izlanda'larda bilmem kac su gecisi yapmis, isi biliyor acikcasi, paldir kuldur geciyor. Sira bende, Thomas bagiriyor, "hadi, full gaz!" Bismillahi cekip gazliyorum suya. Baslangic iyi gibi ama farkediyorum lastiklerin altindaki taslar super yuvarlak ve kaygan ama yapacak bir sey yok, gaz gaz gaz. Geciyorum suyu, uff.
Daha sonra boyle iki gecis daha yapiyoruz ama su seviyeleri daha az. Yol falan kalmiyor, Thomas yalnizca GPS'den yonumuzu belirleyip bir yol bulmaya calisiyor. Toprak o kadar kaygan ki o bir defa ben uc defa motorlari deviriyoruz. Ust bas perisan, ilk dususten sonra acaba motorda zarar var mi diye bakiyorum ama sonra dusunmuyorum artik. GS'i tek basina kaldirmak zordur diyenlere bilgi olsun, sinirlenince oyle bir kaldiriyorsunuz ki. Hepko Becker silindir koruyuculari kesinlikle ustlerine duseni yaptilar bu dususlerde.
Bir tepenin ustune dogru yaklasiyoruz, sonradan haritada bakinca ismini ogrenecegim ve hic unutmayacagim, Klimpfjäll. Yukseklik 1400 mt. Tepenin ustu karla kapli! Mola verip ne yapacagimiza karar vermeye calisiyoruz.

131
Thomas belki kar o kadar derin degildir diyip motorla uzerinden gecmeye calisiyor ve 2-3 metre sonra motoru yine dusuruyor Kar en az 30 cm derinlikte ve cok yumusak. Aldik mi basimiza derdi, en az 230 kilo olan GS'i ileri goturmemiz imkansiz, silindirlerin uzerinde cevirip karin uzerinde birer kisi yaninda olmak seklinde 20-30 metre kadar motoru kaydirip topraga cikartiyoruz oradan Thomas basladigimiz yere getiriyor motoru. Ne yapacagiz simdi? Karli tabakayi (takriben 30-40 metre uzunlukta) gecmemize imkan yok, geri donmeyi de gururumuza yediremiyoruz, saat 5 olmus, daha Hemavan'a cok yolumuz var. Baska caremiz yok, geri donuyoruz butun yolu ve tabi ki su gecislerini. Biraz gururumuz kiriliyor ama olsun, buraya kadar boyle agir motorlarla cikmamiz bile enteresan bir deneyimdi. Ne demisler "if it doesn't kill you, it makes you stronger !"
Tekrar asfalt dunyasindayiz, hizimizi arttiriyoruz ve Trappstegsforsen adindaki bu kucuk su setinin onunde telefon molasi veriyoruz, saat su an 7 ve Thomas Britt'i arayarak sag salim Hemavan'a gelmekte oldugumuzu haber veriyor. Daha evvel telefonlar cekmiyordu.

132
Biz GS'lerin uzerinde cambazlik yaparken asfalt ekibi Hemavan'a gelmis, piknik yapiyorlar.

133
Saat 8 gibi Hemavan'a variyoruz, bu arada toprak/micir yolda hiz rekorumuzu kiriyoruz, yazmiyim buraya acemi arkadaslara kotu ornek olurum. (Dakar standartlarinda desem )
Gercek GS kirli GS'dir olayinin resimli kaniti.

134
Bir seyler atistirdiktan, herkese yasadigimiz macerayi kisaca anlattiktan sonra hemen yatmaya gidiyoruz. Bu aksam askeriyenin ve sivil savunmanin kullandigi bu barakalarda kalacagiz. Benim icin farketmez, yeter ki yatak rahat olsun, yorgunluktan bitmis vaziyetteyim. Hemen uykuya daliyorum.

135
Ertesi gun uyandigimda keyfim pek yerinde degil, karnimda bir agri var. Hafif de bas agrisi soz konusu. Kahvaltidan sonra karar veriyorum, Britt ve gurubuyla beraber sahil yolundan gidecegim, fazla tempolu motor kullanmaya gerek yok. Eger 100% konsantrasyonum yoksa sinirlari zorlamamak lazim. (Dalgiclik ve dagcilik deneyimlerimden kendimi alistirdigim kisisel bir kural, icimde her hangi bir kusku varsa o an riske girmem, sonucta zevk icin yapiyorum bunlarin hepsini) Nasilsa, bugunku rotada toprak yol gozukmuyor diyor Thomas, o yuzden fazla bir sey kaybetmiyorum, tek kacirdigim arktik yaris pisti olan Mo i Rana'yi gormeyecek olmam ama uzerinde motor suremedikten sonra pisti gormenin bir anlami yok diye dusunuyorum ama hata yapiyorum. Thomas ve Lars Olof'un infiltrasyon kabiliyetlerini hesaba katmamistim
Bugun ki rota takriben 330 km.
Mo i Rana'yi gezenler ile sahil gurubu Saltströmmen denen dunyanin gel git nedeniyle en fazla akintiya sahip olan yerlerinden birinde bulusuyor.
Bizim sahil yolunu izleyerek yaptigimiz yolculuk sakin geciyor, kahvaltidan sonra aspirinleri alinca benim bas agrisi da sona eriyor. Acaba Thomas ve Lars Olof'la mi gitseydim? Lars Eve'de benimle beraber bugun. K75S'ni biraz dinlendirmek istiyor anlasilan. Ne motormus o K75S, helal olsun. Yolumuzun kenarinda bir glasiyer gozukuyor birden. Yaz vakti hala kar var tabi ki.

136
Glasiyerden sonra Atlantik'i izleyerek yolumuza devam ediyoruz. Hava biraz puslu bugun ama yagmur yok.

137
Bu arada alternatif yolu secen gurup, Mo i Rana yaris pistine gelmis vaziyette.

138
Arktik yaris pisti diye de anilan Mo i Rana 3.7 km uzunlugunda. Denizden yuksekligi 200 m, en uzun duz bolumu 493 m ve 50bin m2 lik asfalt bir alani var.

139
Bizim Thomas ve Lars Olof ikilisi, zincirlerle ayrilmis bir bolumde aciklik bulup piste izinsiz giriyorlar ve cabucak bir tur atiyorlar, yaslarindan baslarindan utanmadan:sopa: Sonra da butun aksam yemegi boyunca bunu anlatip beni kiskandiriyorlar:no2:
Biz tekneyle kutup dairesini gecerken alternatif ekip karadan bu cizgiyi gecip kutup dairesi anitinin onunde poz vermeyi unutmuyor tabi ki.

140
Bana bugun toprak yoldan gitmeyecegiz diyen Thomas yine yapacagini yapip 1960'lardan beri kullanilmayan bir yolu bulup onun uzerinde GS'ini test ediyor ve Lars Olof da arkasinda.

141
Tren raylarina paralel giden bu yol bayagi bozuk durumdaymis megerse

142
##

143
Lars Olof'un sabunlu su yuzu gormeyen 1150 GS'i

144
Bu arada biz de feribot bekliyoruz, Bodö'ya az kaldi. Bu feribot bekleme aralarinda insanin motorunu kontrol etme sansi oluyor. O zaman on tekerin jantinda bir yamulma gozume carpiyor, dunku macera sirasinda yandan bir tas carpti herhalde. Acelem vardi motoru alirken, dusunmeden metal alisimli jantli aldim, cok buyuk hata:no2:

145
Yanimda bu hava basinci olceklerinden var, on tekerin havasini kontrol ediyorum, bir eksilme yok. Bu gibi dijital ya da tradisyonel mekanik hava olcegini uzun yolculuklarda tavsiye ederim.
Feribottan sonra gule oynaya yolumuza devam ediyoruz ve yol kenarinda bir kahve molasi veriyoruz.

146
Bu molayi vermeden once basima cok ilginc bir olay geliyor. Yolda sakin sakin giderken tam kafamin uzerinde bir patlama sesi duyuyor sanki sirtimda bir hava basinci hissediyorum, ilk aklima gelen arka lastigin patlamis falan olmasi. Yavaslayip yol kenarinde duruyorum, motorda herhangi bir sorun yok, onumden giden Sven de benim durdugumu gorup geri donuyor. O da biraz panik icinde, patlamayi duydun mu diye bana soruyor. Anlamiyoruz ne oldugunu. Tek aklimiza gelen aciklama, yol kenarinda bir avcinin bizim uzerimizde ucan bir kusa ates acmasi ya da kasten bize ates acmis olmasi. Neyse ikimizde de bir hasar yok, yola devam.
Saltströmmen denen dar bogaza geliyoruz. Cok enteresan bir yer. Gel git nedeniyle her alti saatte bir 400 milyon m3 su 150 metrelik bu kanalin icinden geciyor. Biz oraya vardigimizda gel git olayi olmuyordu o yuzden iyi resim cekemedik ama internetten bulabildigim resimlerde goruldugu gibi akinti cok kuvvetli gercekten.

147
Bu akinti nedeniyle buyuk baliklar kucuk baliklari avlamak icin bu bogaza toplaniyor. Balik meraklilari icin bir cennet anlayacaginiz.

148
Bir saat kadar sonra Bodö sehrine variyoruz, ben ekstra heyecanliyim cunku bu aksam kiz arkadasim Vivian Bodö'ye ucakla gelecek ve gezinin geri kalan kisminda beraber olacagiz. Bu demek oluyor ki benim aktif motor kullanma olayim sona eriyor, Vivian varken motorun arkasinda uslu bir sekilde kullanmam sart.
Yarin Lofoten'a gidiyoruz, cok ismini duydugum ve merak ettigim bir yarim ada, Norvec'in kuzeyinde. Balinalarin yaz kis ugradigi bir yer. Lofoten'da uc gun kalacagiz, motorlarin selelerinde uyusan popolarimizi dinlendirecegiz.

149
Feribottan inince hava birden degisiveriyor, Bodö'deki puslu havadan eser yok. Lofoten bize cok iyi davrandi 4 gun boyunca, yalnizca son gun yagmur yagdi, o da Isvec sinirini gectikten sonra:: Inanilmaz sakin, rahatlatici ve huzur dolu bir 4 gun gecirdik burada.
Motorlar hazir, 50 km'lik kisa bir yolculuk onumuzde

150
Kalacagimiz yerin ismi Njusfjord, 1950'lere kadar balikcilarin ve ailelerin yasadigi bir balikci kasabasi, dogal bir koyun icerisinde bulunan bu kucuk balikci kulubeleri kaziklarin uzerine kurulmus. Su an yalnizca turistik amacla kullaniliyor. Ben Thomas'in BMW klubu websitesine koydugu bu balikci köyu resmine hayran kalmistim. O yuzden beklentilerim yuksek ve hayal kirikligina ugramiyorum.
Boyle kartpostallik bir ortamda kaldik 4 gun boyuncacool

151
Tam huzur dolu bir ortam, kitap ya da siir yazmak icin yaratilmis sanki

152
Motorlari parkedip, cantalari sokup hemen kulubelerimize yerlesiyoruz. 4 kisi bir kulube de kaliyor. Kulubelerin standartlari basit ama temiz, zaten boyle bir ortama luks otel falan hic yakismaz.

153
Bizim kulubenin onundeki manzara, dogal koy tabak gibi karsimizda

154
Karsidaki tepeye cikinca balikci kulubelerinin gorunusu

155
Resmin saginda gorulen tahta siriklar baliklarin kurumalari icin asilmalarina yariyor. Burada avlanan baliklar eskiden resimde gorulen tahta cubuklara asilip (simdi ise firinlarda) kurutulurmus.

156
Icindeki butun siviyi kaybeden baliklar neredeyse tahta kadar sertlesiyor ve cok uzun sure saklanabiliniyor. Baligi yemek istediginizde yag ve su karisim bir bulamacin icinde saatlerce kaynatiyorsunuz ve balik corbasi oluyor. Vikingler ve daha sonra Atlantik'i gecen denizciler yanlarina bu baliklardan alirmis ve bira. (biranin hikayesi de ilginc, uzun deniz yolculuklarinda su kapali kaplarda bozuldugu icin, fermente alkollu karisimlar gibi daha dayanikli icecekler alinirmis, bira gibi)
Basimi öbur yana ceviriyorum ve iste Atlantik. Fazla yoruma gerek yok....

157
Aksam yemegini balikci koyunu isletenlerin sahibi oldugu restoranda yiyoruz, kimsenin cani yemek yapmak istemiyor ama yarin baliga cikilacak ve insallah balik yiyecegiz. Bizim ekip mutlu, bir iki biradan sonra daha da mutlu
Yarin ve obur gun Lofoten'i kesfedecegiz.....

158
Ertesi gun bir gurup balik tutmaya gidiyor.

159
Ben ve Vivian ise uzun bir yuruyus yapmaya karar veriyoruz.
Efendim, lofotentreke hosgeldiniz, tur rehberiniz Ahmet sizi 4 saat yurutecek, gordugunuz gibi arazi engebeli

160
Ve asistan rehberiniz Vivian