Yesim


İstanbul’dan Barselona’ya bir Akdeniz Ruyasi... 8.500 km

Mon, Apr 09 2007 1:01
9,144 Okundu  

 Türkiye  Yunanista  Italya  fransa  Ispanya


 

 


 

 @
 001 - 2005-01-12 17:06

Güzel bir Nisan aksami cep telefonum çaldiginda, bu telefon görüsmesinden üç ay sonra harika bir maceranin baslayacagini henüz bilmiyordum elbet..O dönem erkek arkadasim, su an kadim dostum Vedat Diriker, siyasalli arkadaslariyla bulusmak için gittigi Galata Köprüsü’ nde denizi, martilari, günesin batisini izlerken, is, güç, izin alma imkanlari, fiziksel ve maddi imkanlar gibi bazi faniJ engelleri tamamen unutarak su soruyu soruyordu bana heyecanla : - “Gel hemen yarin, yarin olmazsa haftaya, her seyi arkamizda birakalim ve bir ay boyunca bütün Avrupa’ yi kiyidan geçip gidelim, ne dersin?..” Eeee, kem kümden sonra yollari gözümün önüne getirmeye basladigimi fark ediyorum...Ne de hazirmisim meger bu yolu gitmeye? Birkaç saniyede bu düsünceler aklimdan geçiveriyor ve hemen toparlayip, sanki Bodrum’a gitmeyi kabul ediyormusçasina cevap veriyorum gayet piskin ve de sanki hergün buna benzer rotalari zaten gidiyormusum gibi kendimden emin bir sekilde, ....“Neden olmasin?” Vedat: “Tamam o zaman, rota belirleyelim ve gidelim”. Ben “Peki” diyorum ve mutlu mesut kapatiliyor telefonlar... Bu yolculuga Temmuz 2005 basinda basladik ve toplamda gidis-dönüs teker çevirerek 8500 km yol yaptik, aralarda da gemi yolculuklari...ancak deniz yoluyla kaç kilometre yaptigimizi hesaplamadik.. Yukaridaki telefon görüsmesi sonrasi deli gibi hazirlikla geçti..Ancak hazirlik dediysem, öyle rota, rezervasyon filan degilJ Resmi evraklar, az yer kaplayacak hem sort hem pantolon olabilen giysilerin satinalinmasi vs...Rota çok kabaca ortadaydi ve neredeyse oldugu gibi de biraktik zatenJ Ben o dönemde ‘98 model bir F650 kullaniyorum...Son gezilerimde ziyadesiyle sorun çikartmaya baslayinca, böyle bir yola o motorla çikmamak gerektigine karar veriyoruz. Apar topar eski motoru satisa çikariyorum (ki geziden aylar sonra satilacagini bilemezdim tabi) ve yeni bir F650 GS alma girisimleri basliyor...Kisa bir sürede kredi islemleri de tamamlaniyor, son imzayi da atiyorum ve tarih 12 Haziran 2005..Nurtopu gibi yeni bi motorum oldu J...Vedat da henüz birkaç ay önce aldigi 1200 GS’i ile katilacak geziye..


 

 @
 002 - 2005-01-12 19:46

Cesmeden çiktik yola

Sira formalitelerde...Motorlari yurtdisina çikartmak için neler yapmak gerek? Motorunuz için triptik, sigorta ve kendiniz için de uluslararasi bir ehliyete ihtiyaciniz var. Bu belgelerin tamamini Turing kurumundan elde etmek mümkün. Bir motor için toplam maliyet asagi yukari 600,- YTL .Turing kurumuna: 0212 282 81 40 no’lu telefondan ya da turing.org.tr web adresinden ulasabilirsiniz.. Bu arada söylemeden geçemeyecegim, Vedat sagolsun tüm resmi evrak isleriyle ilgileniyor o dönemde, ben uzaktan seyirci konumundayim sadece, çok mersiiiiJ Birileri evraklarla bogusadursun, ben de izin alir miyim almaz miyim düsünceleriyle bogusuyorum eszamanli olarak...Yola çikacagimiz Temmuz basinda ise baslayali henüz 6 ay olacak ve patronumun bu geziden haberi bile yok henüz..JJ Biz hazirliklari tam gaz sürdürüyoruz oysa...Motoru bile bu yol için aldim...Üstelik birakin 2 haftalik standart yillik izni..6 aylik bir personel olarak 1 koca ay izin istemem gerekiyor (yüzsüzlügün de bu kadari)...


 

 @
 003 - 2005-01-12 19:46

Günler yaklastikça heyecanim da artiyor haliyle...Ya izin vermezse??...Korkunun ecele faydasi yok deyip usulca giriyorum patronun odasina... Veee evvveett...J Inanilir gibi degil ama izin veriyor...Yupiiiiii !!!!! Tanrim, ben kesinlikle sansli bir insanimJJ...Büyük bir rahatlama hissiyle çikiyorum odadan ve haberi müjdeliyorum hemen dostuma... Rotayi netlestiriyoruz ufak ufak...Amacimiz kiyidan kiyidan tüm Akdeniz Avrupa ülkelerini dolasmak...Yunanistan’la baslayip, Italya, Monaco, Fransa ve Ispanya’ya kadar uzanan ve ardindan yine Istanbul’da noktalanacak olan, asagi yukari 8500 km teker döndürecegimiz bir yol var aklimizda...Tüm rota bundan ibaret aslinda, hangi sehirleri görelim, ülkelerin kuzeyini mi batisini mi gezelim gibi ayrintilara girmiyoruz hiç..Yol bizi nereye götürürse diye kararlastiriyoruzJ Artik sadece bir gün kaldi... Sabaha karsi 3’de anca bitiyor hazirliklar...Ikimiz de motorlarimizi geceden yüklüyoruz ve uykuuuu desem de inanmayin..Sahsen ben heyecandan 2-3 saat ya uyudum ya uyumadim...


 

 @
 004 - 2005-01-12 20:26

Çesme Sakiz Miniferibot

Ve iste büyük gün gelip çatiyor....09 Temmuz 2005...Zaten aklimda tuttugum ilk, tek ve de son tarih de bu oldu yol boyuJ...Tüm yolculuk boyunca ne tarih ne de hangi günde oludugumuzu bir an bile umursamadim ve cidden ‘bilmedim’ deJJ Erkenden uyaniyoruz...Hedef Istanbul-Çesme, oradan bir mini feribot ile Yunanistan’a, Sakiz adasina geçecegiz..Çesme-Atlas Turizm’den sevgili Ercüment Çesme-Sakiz Adasi, Sakiz-Pire ve Igoumenitsa-Brindisi biletlerimizi ayarliyor...


 

 @
 005 - 2005-01-12 20:57

Sakizdan

Ve sabah saatlerinde Istanbul-Atasehir’den tekerler dönmeye basliyor...Henüz ülke sinirlarinda oldugumuz için daha çok Çesme’de Balikçi Hasan’da raki-balik yapip geri dönecekmisiz hissine kapiliyorum...Bu düsün gerçek olduguna inanamiyorum hala...Rahat bir yolculuk sonrasi Çesme’deyiz...Otele yerlesiyoruz ve esyalari odalara attigimiz gibi solugu sahilde aliyoruz...Raki-balik ve envai çesit meze esliginde bu güzel maceranin açilisini kutluyoruz birlikte 


 

 @
 006 - 2005-01-12 20:57

Sakiz’a dogru giderken Ertesi sabah daha bir heyecan var sanki havada..Ülkeden çikmak üzereyiz artik..Içine iki araba 2 motorun(onlar da bizimkilerdi) zar zor sigdigi sevimli, minyatür bir feribotumsu ile Çesme’den baslayan ve yaklasik 45 dk.süren hafif sallantili, ancak keyifli bir yolculuga basliyoruz Sakiz’ a dogru.


 

 @
 007 - 2005-01-13 00:36

Teo

(Bu arada bir hatirlatma, feribot zemini metal ve islak oldugu için dikkatli binmek, kaptanin düz gelin israrina aldirmayip geri geri yanasmak ve motorlari çok siki baglamak gerekiyor, biz öyle yaptik ve hiç pisman olmadik..J).Yüzümüzde güller açiyor..Feribotta bizden baska Türk yok gibi, çevremiz tamamen Yunanli komsularla çevrili...Bayiliyorum Yunanca’ya...Müzik gibi geliyor yol boyu tüm konusmalar bana. 


 

 @
 008 - 2005-01-13 00:44

sakizdan pireye ve teofilos aydinlik gezimizin en karanlik ve sefil etabi

Yolculugun baslangici olan Sakiz adasindan Selanik’e kadar kismi, tüm gezinin en çok olumsuzlugunun toplandigi güzergah oldu sansimiza, ama yilmadikJ yikilmadikJ ve özellikle Selanik’den itibaren büyük haz aldik tüm yoldan...Ve Sakiz limanina varis...Ilk sikintimizi burada yasiyoruz..Asla tüm Yunan halkina mal edilemeyecek hiç de misafirperver olmayan bir karsilama bekliyor bizi..Izbandut gibi bir Yunan gümrük polisi çantalarimizi yerinde aramakla kalmiyor, tepe çantalari, yan çantalari her seyi söküp bir sergi gibi yere açmamizi istiyor ve çantalardan bir kaç metre uzakta durmamizi söylüyor.. Bununla da kalmiyor...O ana kadar güzelligiyle dikkatimizi çeken, kafesinde bütün heybetiyle çevreyi izleyen kurt köpegi çikiyor piyasaya ve film basliyor.... 


 

 @
 009 - 2005-01-13 01:10

Benim çantanin içindeki plaj havlusundan tutun, ne zaman yikayabilecegim belli olmayan kiyafetlerime kadar tüm esyalarim bir Alman kurdunun salyalari ve tüyleriyle tanisiyor. Vedat sansli, nedense köpecigimiz onun çantalarina ayni ilgiyi göstermiyor, söyle bir koklayip birakiyor...Ufakligin isi bittiginde benim case’in içine bomba düsmüs gibiydi, açik hali üzerinde Viyana Valsi yapmayi da ihmal etmediginden, her yani çizik ve eziklerle dolu eski püskü bir çanta oluverdi 10 dk’lik bu süreçte. Ve durum netlik kazaniyor ufak ufak..Buradaki liman gümrük memurunun hismina ugramak istemiyorsaniz bizler gibi, mutlaka yaniniza aldiginiz ilaç kutusunu çantalarinizdaki en ulasilir noktaya yerlestirin ve gümrük görevlisi çantalari açmanizi istediginde ilk is olarak o kutuyu çikartip görevliye teslim edin...


 

 @
 010 - 2005-01-13 08:30

Teofilos konforundan

Köpegin delirmesinin sebebi çantanin içindeki parasetamol içeren soguk alginligi ilaçlariymis meger...Görevli yaninizda ilaç varsa çikartin dese hemen uzatacagiz ilaç kutusunu..Ama bilerek dokundurtmuyor bagajlarimiza...Siz siz olun...ilaçlari teklifsiz uzativerin görevliye, mümkünse onun birsey demesine firsat vermeden..Bu ilk badiremizi atlattiktan sonra hafif gergin ama yine de heyecanimizin törpülenmesine izin vermeden, bir sonraki kontrol noktasina geçip, uzatiyoruz pasaportlarimizi polis memurlarina...Damgalanan evraklarimizi teslim alir almaz atladigimiz gibi motorlara uzaklasiyoruz bu minik kabus alanimizdan..  


 

 @
 011 - 2005-01-13 08:54

Sakiz adasi, ismini adadaki çok sayida Sakiz Agacindan aliyor...Yunancada ‘Khios’ diyor yerlileri. 904 km2 ‘minyatürlügünde’, toplam nüfusu 53.000 olan sevimli, küçük bir ada. Biz sadece gelip geçerken ugramis olduk, ancak edindigimiz bilgilere göre sakin koylari, temiz ve mavi Ege sahilleriyle sessiz ve dinlendirici bir tatili tercih edenlerin mekaniymis Khios.. Ada Osmanlilari, Cenovali’lari, Korsanlari görmüs..Hatta 2. Dünya savasinda Almanlara karsi bile savasmis...Homeros’un dogdugu yer olarak da bilinen Sakiz adasi bir avuçluk bir mekan sanki, fakat sokaklar, dag-bayir nereye bakarsaniz bakin, envai çesit motorla dolu o küçücük ada bile. Scooter’dan tutun, Super Sport makinalara kadar çesit çesit motosiklet...Adada küçük bir tur attiktan sonra sahildeki bir kafede birer sandviçle karnimizi doyurup, bizi Pire limanina götürecek ‘Teofilos’ isimli gemimizi beklemeye koyuluyoruz..Gece onbir gibi görünüyor Teofilos...O ne görkem, ne hasmet...Oturmakta oldugumuz Cafe’nin önünde çalan yasli laternacinin melodileri esliginde, Amarcord’ dan firlamis bir Queen Elizabeth silueti görmüscesine etkileniyoruz...Sahsen benim ilk gemi yolculugum olacak, daha önceki gemi tecrübelerim Topçular feribotundan öteye gitmis degilJ...Yasasiiin gemiye biniyoruuuuzz !! Tabii çok kisa bir süre sonra hayatin ve yolun gerçekleriyle karsilasacagimizdan habersiziz....Bugüne ait sikintilar henüz bitmemis anlasilan...


 

 @
 012 - 2005-01-13 11:27

Pireden Atinaya

Gemi bir kraliçe edasiyla limana yanasti ve biz de kendimizi pek bi önemli hissederek bindik..Sira koltuklarimizi aramaya geldi....4 katli bir gemi düsünün, her yer labirent gibi, fakat soru soracak bir görevli bulmak mümkün görünmüyor...Peki..ne yapalim? Arsinlamaya basliyoruz gemiyi..Bilmem kaçinci koridor B bölümü vs. vs. Her katta asili olan krokilerden birseyler anlamaya çalisiyoruz.. Tabi kesinlikle salak turistler gibi göründügümüzü ve de hatta oldugumuzu belirtmeye gerek yokJJ Ufaktan sinirlerimiz de bozuluyor ama çaktirmadan halimize gülmekten de alamiyoruz kendimizi...Elimizde depo üstü çanta ve kasklarimiz, o koridor senin, bu koridor benim inanilmaz bir sicakta gezinip duruyoruzJJ Bu arada tüm gemiyi arsinlayinca Avrupa’nin ortaçagdan kalma temizlik anlayisinda pek de bir degisiklik olmadigini anliyoruz..Dört bir yan pislik içinde...Fakat biz çok önemli insanlariz ya, israrla elimizdeki biletlere dayanarak koltuk numaramizin belli oldugu sahsimiz adina rezerve edilmis terrrrrtemiz yerler bulacagimizi saniyoruz bu geminin çömezleri olarak...E daha çok beklersiniz sevgili gezginler...JJ Tüm bunlar olurken dikkatimizi baska birsey daha çekiyor...Geminin her katinda antre gibi büyük bosluklar var...Biz yerimizi arayaduralim, uyku tulumunu kapan kendine buldugu ilk boslukta yerde yayiliyor..Tabi piknik misali yerde dolma börek yiyenler mi istersiniz, o börek yiyenlerin yanibasinda bebek altini ortalikta degistiren mi, her çesit insan manzarasi görmek mümkün...Fakat ne bilelim bu insanlarin su gemideki en mantikli girisimde bulunduklarini bu antre gibi yerde uyku tulumlarini açmakla? Sonradan imkan olsaydi biz de kosa kosa motorlara gidip uyku tulumlarimizi kapacaktik, ama geminin kargo kismi o sirada kapanmisti ne yazik ki...Dönüs yolumuzda kesinlikle biz de uyku tulumlarimizi alacagimiza and içiyoruzJJ 


 

 @
 013 - 2005-01-13 15:42

Sonunda koltuklarimizi buluyoruz, daha dogrusu otobüs koltugu gibi sira sira koltugun dizili oldugu bi odacik...Numara filan hak getire elbette...Hava güzel...Disarda oturalim bari...Bir süre geminin güvertesindeki plastik koltuklarda uyumaya çalisiyoruz, sonra basimiz önde sevsek de sevmesek de giriyoruz o izbe kapali mekana...Hem hava açik deniz serinligine kesiyor, hem de bedenlerimizin yumusak bir yere olan ihtiyaci agir basiyor... Fakat simdi düsününce Vedat’i da kendimi de takdir ediyorum...Sabah gümrük girisinde sikinti yasadik, gece gece bu gemi de kabus gibi...Uyumak için binbir pozisyon alip durduk daracik pis bi mekanda...Ortalik gerçekten çok pis, son derece rahat insanlar olmamiza ragmen, biz bile saga sola dokunmaktan çekinir olduk...(Baslangiçta tabiJJ) Bu rüyaya pek de iyi basladigimiz söylenemez...Ama yine de yüzümüz gülüyor...Gezgin ruhumuzdan en ufak bir kayip vermiyoruz...Yolun sürprizleri bunlar...Üzerimize geldikleri gibi yasiyoruz fazla sikayet etmeden, yüzümüzü asmadan...Zaten bu sürprizler de olmasa yolculuk pek bir tekdüze geçerdi...Sonunda tüm fiziksel zorluklara ragmen biyolojik saatlerimiz isliyor ve derin bir uykuya daliyoruz...


 

 @
 014 - 2005-01-13 17:26

Atina' ya dogru son bir kontrol

Tüm gerginlikler, tüm yorgunluklar temiz bir uykuyla uçup gidiveriyor iste... Her gün yeni bir baslangiç sizi bekliyor bu harika hayatta... Ertesi sabah Atina’dan Selanik’e yaklasik 510 km’lik yolumuz olacak. Sabah olur olmaz uzaktan Pire limanini izlemek üzere güverteye çikiyoruz... Hosbulduk Pire!  


 

 @
 015 - 2005-01-13 18:24

Atina bekle geliyoruz

Pire’de haritamiza bakiyoruz, en yakin nokta Atina gibi görünüyor, fakat bu yakinligin 3-5 km gibi bir yakinlik oldugunu çok da anlayamiyoruz galibaJ....Kalabalik bir caddede motorlarimizla ilerlerken Atina’ya ne taraftan gidebiliriz diye soruyoruz takim elbisesiyle Scooter’ina binmis bir Yunanli dostumuza....Siritarak ‘Siz Atina’dasiniz zaten’ cevabini alinca haliyle gülesimiz tutuyor....J Karnimiz da zil çalmaya basladi bu arada..Sahilde minik bir Cafe bulup birer tost yiyoruz...Bu turda onlarca sehre girip çiktik ve pek çogundan çikarken birilerine yol yordam sormak zorunda kaldik...Kesinlikle motorcu motorcuya yardim ediyor her yerde...Pek çok sehirde soru sordugumuz motorcu dostlar yollari o yöne olmasa bile bizleri arkalarina katip, sehir çikisina kadar bize kilavuzluk ettiler..Ve pekçok sehirde bir Türk ya da Türkiye ile bagi olan Akdenizlilerle karsilastik..Güzel bir dayanisma ve misafirperverlik örnegi sergiledi tüm ikitekerliler...Özellikle de Yunanistan’da..Atina’da karnimizi da doyurduktan sonra artik yola koyuluyoruz. Diyeceksiniz ki insan gidip bir Akropolis’i görmez mi Atina’nin göbegine kadar inmisken? Aslinda görür tabiJJ Fakat bu yolculukta bizim için önemli olan mümkün oldugunca çok teker döndürerek gidebildigimiz kadar Bati’ya gitmek(ki bu Barselona oldu) ve geri dönmek..ve bunu da 23-24 günde yapmakti JJ Ancak elbettte bu bizim tercihimizdi, vakit kaybetmeden yol almak, mümkün oldugunca gitmek gitmek....Ve iste yollardayiz yine.... 


 

 @
 016 - 2005-01-14 00:18

Atina selanik

Atina – Selanik arasi otoban yolu sanirim hayatim boyunca gitmek zorunda kaldigim en tekdüze yol...Git git bitmiyor bir türlü ve dümdüz..Yani gerçekten dümdüz...Azicik bir kivrim bile yok sanki...Çevresi de dümdüz, ne bir yesillik ne bir dag, bir tarla...Öööyle bombos bir alan kilometrelerce giden....Giderken ‘umarim yolculugun geriye kalani da böyle yollardan ibaret olmaz’ diye geçiriyorum içimden...Bir an evvel varsak...Bir gece öncesinin uykusuzlugu da bu tekdüze asfalt ile birlesince iyice bir agirlik çöküyor üzerime...Alenen uykum var...1-2 saniyeligine de olsa seyir halindeyken uyuyakaldigimi ve uyandigimda çok sükür hala dik bir pozisyonda motorumun üzerinde gitmekte oldugumu fark edince durumun vehametini kavriyorum , yol dostuma durumu pek çaktirmiyorum ama ilk benzinciyi isaret ediyorum...Mola veriyoruz....Biraz bacaklari açalim..Biraz kahve..Yüzümüzü yikayalim...20 dk. dinleniyoruz..Artik iyiyim..Ve yola devam..Bu sefer bu monoton yolda uyku haline kendimi kaptirmamak için bagira bagira sarki söylüyorum...Bir daha uyumayi göze alamam!  


 

 @
 017 - 2005-07-12 12:57

aaa, bi de baktik selanikteyiz harika bir otobandi

Sonunda Selanik’teyiz...Yerel adi ile ‘Thessaloniki’, 1430-1912 tarihleri arasinda 500 yil boyunca Osmanli Imparatorlugu’nun en önemli sehirlerinden biri sayilirmis. Tabii ki hepimizin bildigi gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dogdugu ve halen dogdugu evin bir müze olarak isletildigi yer ayni zamanda. En önemli diger turistik ziyaret merkezleri olan Beyaz Kule ve Arkeoloji müzesi de yine Osmanli döneminde Osmanlilarca insa edilmis. Fakat tüm bu tarihi bilgilerin ötesinde bizim en çok dikkatimizi çeken kentin Izmir ile olan benzerligi....Izmir Kordonboyu’nda gibi hissediyoruz kendimizi. Birbirimizi dürtmesek, neredeyse arka sokaklarda gidip ‘sögüs’ ya da ‘kumru’ arayacagiz..J..Herseyiyle tipatip ayni sanki...Zaten tüm yolculuk boyunca kendimizi tamamen kendi memleketimizde gibi hissettigimiz yerler, Selanik ve Girit adasi oldu...Çok benziyor Yunanlilar bize...Hizmet anlayislari, insancil, güleryüzlü sicak halleri, feribota binisleri, inisleri, kargasa gibi de görebileceginiz ama iste bizim gibi kipir kipir, capcanli halleri....Çok sevdik biz onlari....Düsman olanlar çatlasin...  


 

 @
 018 - 2005-07-12 12:59

Selanikten, bir liman kenti olan igoumenitsa' ya kadar olan yolda harika tünellerden geçtik

Bu yola çikarken ülkeler haricinde rota belirlemedigimiz için herhangi bir sehirde herhangi bir otel rezervasyonu da yaptirmadik önceden. Gerçi rotamiz belirlenmis olsaydi da yapar miydik emin degiliz..O düzenli, derli toplu, planli-programli olma halleri bize göre degil sanki...Birincisi kesinlikle Vedat da ben de tembeliz bu konularda...Günlük islerimizden vakit ayirip, oteldi, rotaydi ugrasmayi pek sevmiyoruz yol öncesi..Ikincisi de yolun heyecanini kaçiriyor sanki.. Bilinmeyene dogru gitmenin heyecani ve özgürlügü, güven ve konfor duygusuna agir basiyor hep...Tabii hal böyle olunca da her gün her sehre girisimizden en az 1 saat kadar sonra yerlesebiliyoruz herhangi bir yere...Eh, gülü seven dikenine katlanir ...Yolculugun bir baska gerçegi de birkaç saatlik uyku haricinde aslinda hiç dinlenmiyor olusumuz. Ilerleyen günlerde bu durum kendini siki bir yorgunluk olarak belli edecek olsa da, biz sikayetçi degiliz ve yorgunlugumuzu birbirimize bile çaktirmayacak kadar gitmeye odakliyiz
 


 

 @
 019 - 2005-07-12 15:46

selanik-igoumenitsa yolundan

Bu yola çiktigim dönemde Vedat’in aksine kesinlikle gece motor kullanamiyordum, çünkü bir çesit gece körüyüm...Gerçi simdi de görmüyorum ama önümü aydinlatan bir kilavuz sürücünün arkasindan gitmeye alistim...Ssssst...egitmenler duymasin... Bu gece gidememe halinin tüm yolculuga bir tezahürü de oldu elbet...Gittigimiz yerleri gece kesfetmek zorunda kalmak gibi....zavalli Vedat, benim yüzümden O da katlandi tabi bu duruma Program akisi genelde bir maraton lezzetindeydi, hergün kendini yineleyen....ama kesinlikle mutluyduk: Sabah kogus kalk...Kahvalti et..Motorlari yükle..Hava kararincaya kadar yol yap..Sehre giris...Otel ara..Esyalari indir-yerles...Firla yemek yiyecek bir mekan bul...Tombak doyur...E gittigimiz sehirleri kesfetmeden olmaz..Merakliyiz..Ara sokaklara bilfiil girilmeli, o hava teneffüs edilmeli...Ve bu da tabanvay yapilmali ....Gün boyu yaptigimiz yolun üzerine bir de bunlari ekleyince uyku haline geçisimiz genelde gece biri ikiyi buluyor ve konakladigimiz otellerin iyi mi kötü mü oldugunu çok da umursamiyoruz galiba... Barselona’ya kadar tüm gidis güzergahimizda hiçbir sehirde bir geceden fazla konaklamiyoruz...Dolayasiyla yukarida saydigimiz ritüeller cidden bir maraton etkisi yaratiyor bedenlerimizde. Ama sikayetçi degiliz... Enerimizde zaman zaman eksilme olsa da hiç tamam yeter artik devam etmek istemiyoruz kivaminda bir ruh hali yasamadik..Hatta dönüs yolunda 2 gece kaldigimiz Nice’de sikildik bile...Bir-iki günden fazla ayni lokasyonda konaklamayi Türkiye’deki tatillerimde de sevmiyorum sahsen...Insanin sürekli gidesi, yol yapasi, kesfedesi geliyor, bos bos tek bir tatil merkezinde sabitlenme hali her zaman vakit kaybi gibi gelmistir bana..
 


 

 @
 020 - 2005-07-12 15:47

selanik-igoumenitsa

Selanik’de kordonboyu üzerinde Mediterannean isimli bir otelde konakliyoruz...Otelin deniz manzarali odalari var ve pekçok 3-4 yildizli Avrupa oteli ile kiyaslandiginda oldukça konforlu sayilabilecek bir yer, fiyati da makul. Otele yerlesir yerlesmez ‘Thessaloniki’nin Kordonboyunda harika Rum mezeleri esliginde Uzo’larimizi yudumluyor, sehri turluyoruz ve artik uyku vakti... Sabah yine rutin olarak motorlarimizi yükledikten sonra sahilde bir Cafe’de birer buzlu kahve esliginde rotamizi gözden geçiriyoruz. Selanik’ten Igoumenitsa’ya 350 km’lik bir daglik karayolu yolculugu sonrasi gemi ile Italya’nin Brindisi limanina geçecegiz. Fakat biletlerimizi kontrol edince fark ediyoruz ki bizim gemi dün gece biz uyurken kalkmis... Öööylece bakiyoruz elimizdeki biletlere, sonra birbirimize...ve dayanamayip gülmeye basliyoruz...Alenen ortada kaldik, Selanik’te bi Cafe’deyiz, otelden çikisimizi yaptik, motorlarimiz yüklü, Igoumenitsa’ya dogru yola çikmak üzereyiz ve bu gece binmemiz gereken gemi dün gitmis..
 


 

 @
 021 - 2005-07-12 15:48

Sahane Peki bu nasil oldu? Söyle ki, biletlerin üzerinde gece 01:00 gibi bir saat yazinca, bilet tarihin içinde bulundugumuz günün gecesi oldugunu idrak edememisiz...Kalkis saati geceyarisini geçtigi için atlayan tarihti bizi yaniltan...Her zamanki rahatlikla iyi napalim, buluruz bi çaresini deyip, güle oynaya ve de hala yaptigimiz bu akilsizliga akil sir erdiremeyerek Atlas Tur’dan Ercüment’i arayip durumu anlatiyoruz...Bizi hiç tanimamasina ragmen sagolsun inanilmaz bir iyi niyet, yardimseverlik örnegi göstererek ve hiç de mecbur olmadigi halde bize olaganüstü bir loistik destekte bulunuyor ve bir gece öncesine ait oldugunu fark edemedigimiz biletlerimizi telefonla ve de üstelik bila bedel degistiriyor...Büyüksün Ercüment, tesekkürler! Toparlanip yola çikiyoruz yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle...


 

 @
 022 - 2005-07-12 15:54

Yunan halki; trafik kurallari, nezaket, sükunetle araba kullanmak, motosikletlilere ve genel olarak tüm araçlara saygi konusunda, egosunu asabilmis bir millet..Öyle ki, önünüzdeki araçtan daha hizliysaniz ve ona gittikçe yaklasiyorsaniz öndeki araç sizi en az 1-2 km. öncesinden (evet yanlis okumadiniz metre degil kilometre...) fark ediyor ve hemen sag seride geçiyor. 100 km/h gibi bir hizla sol seridi kapatan tek bir araca dahi rastlamadik..Hatta karayolunda bile..Öyle bir sessiz anlasma var ki sürücüler arasinda, karayolunu otoban gibi kullaniyor sevgili komsularimiz. Gidis-dönüs tek seritli bir yol düsünün, her iki yönün sagindaki emniyet seridini de hesaba katarak...


 

 @
 023 - 2005-07-12 15:56

Hem gidis hem de dönüs yönünde hizli giden araçlar ortadan gidiyor, daha yavas olanlar ise sagdan, kismen emniyet seridini de kullanarak. Bu sayede karayolunu gidis-dönüs çift seritli yol gibi kullanabiliyorlar..Ama enmiyet seridini sürekli bir ihlal de sözkonusu degil bunu yaparken..Arkadan hizli gelen araçlara yol verilirken sagdan gidiliyor, hizli gidenler geçip gittikten sonra tekrar normal tek serit düzenine geçiliyor..Kesinlikle çok basarili! Yol vermek amaçli bu manevralar haricinde ise ne olursa olsun, trafik ne kadar sikisik olursa olsun, otoban dahil olmak üzere kesinlikle emniyet seridi kapatilmiyor, diger tüm Avrupa ülkelerinde de keza öyleydi...Hatta motosikletler bile emniyet seridini kullanmiyor (Elbette Türkiye’de de yasak oldugunu biliyorum, ama iste bizde sessiz kurallar biraz ters yönde isliyor, biraz da igneyi kendimize degil mi ama?)


 

 @
 024 - 2005-07-12 17:11

Italya’da bir otobandaki trafik kazasindan dolayi olusan konvoy sirasinda tüm motosiklet sürücüleri emniyet seridinden geçip gitmek yerine, araçlarin arasindan gitmeye çalisti hep..Biz de Türk’üz ya, allah allah bunlar niye gitmiyor ki burdan deyip daldik emniyet seridine...Olayin ne oldugunu biraz rötarli da olsa algilayinca hemen biz de araçlarin arasindan gitmeye basladik..Fakat bu noktada kesinlikle Istanbul trafigi sürücüleri olmak çok isimize yaradi..Öyle alismisiz ki dört bir yanmizi kollayarak, pürdikkat, her an önüme bir araç atlayabilir düsüncesiyle ama yine de seri hareket ederek daracik yerlerden geçmeye Istanbul trafiginde...Yunanistan ve diger Avrupa ülkelerinde araçlarin arasinda seyretmek olaganüstü kolay geldi bize, çünkü yüzde yüz emin olabiliyorsunuz, bu araç aynaya bakmadan asla ani bir çikis yapmaaaaaz...Bizdekinin tam tersi iste


 

 @
 025 - 2005-07-12 17:17

Ikitekerlilere diger araç sürücüleri tarafindan gösterilen bunca dikkat ve ihtimama karsilik, gittigimiz tüm ülkelerdeki tüm yollar boyunca sayisiz motorcuya her trafik sikistiginda önden giderek biz kilavuzluk ettik...Bizim geçebildigimizi görenler, bizleri takip ederek ayni araliklardan geçip yol aldi...Saniyoruz ki bunun da sebebi hiçbir araç tarafindan sikistirilmadiklari ve ekseriyetle de sikisik trafikte bile diger araçlar tarafindan kendilerine yol verildigi için, aralardan geçmeye fazlaca ihtiyaç duymadiklarindan, bu motor buradan geçer mi türevi göz karari hissiyatlarinin biraz zayif kalmis olmasi Medeniyetin de bir bedeli var iste Sikisik ve deli Istanbul yollarinin da bir faydasi Her zaman olumlu yönünden bakmak gerek


 

 @
 026 - 2005-07-12 17:27

selanik-igoumenitsa yolunda bir mola

Evet yolumuza devammm....Iste muhtesem Selanik-Igoumenitsa daglik karayolundayiz...Bu yolda bir motorcunun arzu edecegi hersey var sanki..Yolun sagi ve solu yüksek ve yemseyil daglarla çevrili, asfalt dümdüz, kaymak gibi..Viralarin egimi, yollarin mühendisligi mükemmel..Yol önce çift seritli genis bir otoban gibi basliyor, sonra gittikçe daralan, kivrilan gidis-dönüs daglik bir yol halini aliyor. Hiçbir virada, aptal ve yanlis bir egimden, ya da bozuk zeminden kaynaklanan bir sürprizle karsilasmiyorsunuz...Son derece dar kanyonvari geçislerin oldugu, muhtesem viralari olan, olaganüstü bir yol...Tek handikapi çok fazla Tir trafigi olmasi...
 


 

 @
 027 - 2005-07-12 18:22

Fakat o yollarda Tir sollamak bile keyifliydi...O daracik virali yollarda o koca koca araçlar bile bir sekilde yolun bir kösesine sigisarak yol verme çabasindaydi...Bir tane deli hariç Inatla yol vermeyen bu Tir’i geçmek için bayagi bir köse-kapmaca oynamak zorunda kaldik. Enteresan bir kisilikti bize yabanci gelmeyen Yanina geçip gaz açinca, viraa yaklasmasina ragmen bizimle birlikte gaz açip, viraa girerken de üzerimize dogru kapanan damperli bir Tir, kisaca kendi memleketimizden aliskin oldugumuz bir tipleme gibiydi Olsun 8500 km boyunca bir bu Tir’in söförü, bir de Ispanya’da yol vermek istemeyen bir araç söförü haricinde tek bir ‘arizali’ kisilige rastlamadik yollarda bir ay boyunca...E bir de bizdeki durumu düsününce..Trafik konusunda onlardaki sükunet, bizdeki vehamet kendini net bir sekilde koyuyor ortaya.


 

 @
 028 - 2005-07-12 18:25

Yolda iki kez mola veriyoruz. Özellikle ilkinde bulundugumuz konum itibariyle önümüze serilen muhtesem manzarayla büyüleniyoruz. Çizgi filmden çikmis bir Isviçre görüntüsüydü sanki.

Bir digerinde de küçük bir aile isletmesi olan, yiyecek-içecek hizmeti veren bir karavanin önünde duruyoruz. Sahipleri tabii ki yine Yunan ve tabii ki yine çok sicakkanli ve yine çoook bizden, bir de üstüne üstlük Almanci, bu allahin dag yolunda Yunanli komsuyla Almanca sohbete baslayinca Vedati da sasirtiyoruz

Karavanin hemen arkasinda, yesillikler içine gizlenmis ve küçük bir köprü ile karsiya geçilebilen bir dere akiyor..Hemen bir-iki foto çekiyoruz ve yolumuza devam ediyoruz..


 

 @
 029 - 2005-07-13 02:01

Yolun sonuna dogru fark ediyorum ki, Vedat gittikçe daha da çok hizlaniyor...Her ne kadar sürekli ve seri bir sekilde sollayarak katettiysek de o 350 km yolu..yine de yeteri kadar akiskan olamadik sollama manevralari sebebiyle..Havanin kararmaya basladigini ve hala önümüzde 80-90 km’lik virali bir parkur oldugunu hatirlayinca, Vedat’in özellikle beni düsünerek daha da çok gaz açtigini fark ediyorum...Tabi bunu fark edince de bazi yerlerde o beni çektiyse, bazi yerlerde de ‘amaninnn hava karariyor hala varamadiiiik’ nidalariyla da ben onu ittirdim....Eger o harika viralari olan daglarda gece karanligina kalsaydik muhtemelen Italya-Brindisi’ye geçmek üzere binecegimiz gemiyi ikinci kez kaçirirdik Gece olunca yolun ne tarafa dogru kivirlmakta oldugunu kesinlikle kavrayamadigimdan, bir kagni hiziyla gidebiliyordum ancak...


 

 @
 030 - 2005-07-13 10:35

Sonunda kah ittirerek, kah çekilerek havanin tam da karardigi bir anda tepeden Igoumenitsa limanini gördügümüzde, sahsen ben derin bir oh çektim (Bu arada belirtmekte fayda var, bu daglik yola girmeden depolari doldurmak farz, zira limana inenene dek benzinci yok) Hemen merkeze girip, zaten dün gece binmemiz gereken ve kaçirdigimiz geminin yanmis biletlerini yenisiyle degistirmek üzere, sevgili Ercüment’in bizi yönlendirdigi acentayi aramaya koyuluyoruz. Neyse ki sorunsuz bir sekilde mekani buluyoruz ve o is de tamam...Artik zil çalan karnimizi doyuracak bir yer bulmaliyiz..


 

 @
 031 - 2005-07-13 12:02

Ama yine de önden limanin girisini bulmanin daha mantikli oldugunu düsünüp aramaya koyuluyoruz...Limanin araçli yolcu girisini buldugumuz gibi, harika da bir yemek mekani buluyoruz tesadüfen...Görüntü itibariyle bizdeki salas balikçi lokantasi ile kebapçi arasi bir yer, ahsap sandalyeli ve çokça ‘Ege’li bir liman lokantisi...Hala kendimizi çok ‘Türkiye’de, yani evimizde hissediyoruz...Tuzlugun içinde pirinç var Tuzun nemini alsin diye klasik olarak annelerimizden asina oldugumuz bu aliskanliga Türkiye ve Yunanistan haricinde baska hiçbir Akdeniz ülkesinde rastlamadik


Bu seferki gemimizin adi ‘Elli T’...ve bir önceki Teofilos kabusundan sonra oldukça medeni sayilabilecek bir gemi..Üstelik bu seferki biletimiz kamarali..Sandalye tepesi yerine yatakta uyuyacak olusumuz bizi sevindiriyor...Fakat fazla acele etmisiz...Geminin kalkmasina daha çoooook var...

Yemek sonrasi saatler boyu limanda bekliyoruz.....Ve nihayet gemi görünüyor ve biniyoruz...

Fazla oyalanmadan direkt kamaraya girip uyku moduna geçtigimiz için yolculuk bu sefer oldukça sorunsuz geçiyor


 

 @
 032 - 2005-07-13 12:22

brindisi' den bari' ye giderken bir mola ani


 

 @
 033 - 2005-07-13 13:32

bari' deyiz, küçük bir italyan sahil yerlesimi


 

 @
 034 - 2005-07-13 13:37


 

 @
 035 - 2005-07-13 17:09

bari' den napoli' ye dogru yine yagmur kokusu var havada


 

 @
 036 - 2005-07-13 17:09


 

 @
 037 - 2005-07-13 17:34


 

 @
 038 - 2005-07-13 18:45

napoli yagmura yarim saatte teslim oldu. Alibeyköy' den tek farki kimsenin kimseye yardim etmemesiydi. Bizden baska tabi ki


 

 @
 039 - 2005-07-13 18:45


 

 @
 040 - 2005-07-13 19:21

alibeyköy degil napoli


 

 @
 041 - 2005-07-14 13:34

napoli' de müthis bir motosiklet yogunlugu var, istanbul'dakinin tersine otomobiller muzdarip taraf..


 

 @
 042 - 2005-07-14 13:40

napoli'den, bazi seyler dünyanin her yerinde ayni.


 

 @
 043 - 2005-07-14 13:48


 

 @
 044 - 2005-07-14 14:16

napoli ' de tabi ki pizza


 

 @
 045 - 2005-07-14 14:57

napoli, santa lucia.


 

 @
 046 - 2005-07-14 18:26


 

 @
 047 - 2005-07-14 18:43

roma' da biraz suratimiz asilmis..Istanbul trafigini özleten bu görüntü durumu açikliyor


 

 @
 048 - 2005-07-14 18:46


 

 @
 049 - 2005-07-14 18:57

roma'dayiz tamam da , tam olarak nerdeyiz


 

 @
 050 - 2005-07-14 19:12


 

 @
 051 - 2005-07-14 19:26

Roma' da otel ararken polis' in ilgisinden mahcup oluyoruz, kent rehberinden bakarak bize yardimci olmaya çalisiyor


 

 @
 052 - 2005-07-14 21:45

roma' da meydandan trevi çesmesine dogru basamaklar


 

 @
 053 - 2005-07-14 21:51

tabi ki trevi çesmesine para atmadan geçemezdik


 

 @
 054 - 2005-07-15 00:13


 

 @
 055 - 2005-07-15 12:10

roma' nin her kösesi baska bir tarih sunuyor insana


 

 @
 056 - 2005-07-15 12:20

kolezyum roma' nin simgesi


 

 @
 057 - 2005-07-15 12:21


 

 @
 058 - 2005-07-15 18:51


 

 @
 059 - 2005-07-15 20:09

italya' nin uçsuz bucaksiz sahillerinden rimini


 

 @
 060 - 2005-07-15 20:10


 

 @
 061 - 2005-07-15 22:31


 

 @
 062 - 2005-07-16 11:10


 

 @
 063 - 2005-07-16 11:41

rimini sahilini muhtesem bir kizilderili pan flütçü daha da güzellestiriyor, ailesiyle geziyorlar, ismi Nazca


 

 @
 064 - 2005-07-16 15:02


 

 @
 065 - 2005-07-16 16:12

venedik'i ana karaya baglayan yol, ne yazik ki, bu tarihi sehrin güzelligini gölgeliyor


 

 @
 066 - 2005-07-16 16:20


 

 @
 067 - 2005-07-16 16:43

venedik'ten


 

 @
 068 - 2005-07-16 16:49


 

 @
 069 - 2005-07-16 16:56


 

 @
 070 - 2005-07-16 16:56

venedik'te motorlarin gürültüsü gondollarin sessizligini bozuyor


 

 @
 071 - 2005-07-16 17:16

venedik her seye ragmen gondollari ve kanallariyla büyüsünü korumaya çalisiyor


 

 @
 072 - 2005-07-16 17:43

venedik' teki midye ziyafetini unutamaycagiz


 

 @
 073 - 2005-07-16 19:41


 

 @
 074 - 2005-07-16 19:41

venedikten dolomitiye dogru...bu otoyol essiz bir manzarayla süslü


 

 @
 075 - 2005-07-16 20:22


 

 @
 076 - 2005-07-16 20:23


 

 @
 077 - 2005-07-16 20:47


 

 @
 078 - 2005-07-16 21:20


 

 @
 079 - 2005-07-16 21:47


 

 @
 080 - 2005-07-16 21:59


 

 @
 081 - 2005-07-16 21:59


 

 @
 082 - 2005-07-16 22:09


 

 @
 083 - 2005-07-16 22:11


 

 @
 084 - 2005-07-16 23:33

dolomitilerde geyik etli bir aksam ziyafeti


 

 @
 085 - 2005-07-17 09:53


 

 @
 086 - 2005-07-17 10:41


 

 @
 087 - 2005-07-17 10:43


 

 @
 088 - 2005-07-17 10:48


 

 @
 089 - 2005-07-17 11:57


 

 @
 090 - 2005-07-17 12:09

dolomitiler, her çesit motor her milletten motorcu


 

 @
 091 - 2005-07-17 12:21


 

 @
 092 - 2005-07-17 12:41


 

 @
 093 - 2005-07-17 12:48


 

 @
 094 - 2005-07-17 12:50

dolomitiler


 

 @
 095 - 2005-07-17 12:50


 

 @
 096 - 2005-07-17 12:54


 

 @
 097 - 2005-07-17 12:58


 

 @
 098 - 2005-07-17 12:59


 

 @
 099 - 2005-07-17 13:00

dolomitide teleferik


 

 @
 100 - 2005-07-17 13:00


 

 @
 101 - 2005-07-17 13:10


 

 @
 102 - 2005-07-17 13:33


 

 @
 103 - 2005-07-17 13:47


 

 @
 104 - 2005-07-17 13:48


 

 @
 105 - 2005-07-17 13:49


 

 @
 106 - 2005-07-17 14:15


 

 @
 107 - 2005-07-17 15:21


 

 @
 108 - 2005-07-17 15:21


 

 @
 109 - 2005-07-17 15:22


 

 @
 110 - 2005-07-17 15:23


 

 @
 111 - 2005-07-17 15:25


 

 @
 112 - 2005-07-17 15:25

dolomitilerde kivrilip giden yollar


 

 @
 113 - 2005-07-17 15:25


 

 @
 114 - 2005-07-17 15:26


 

 @
 115 - 2005-07-17 15:27


 

 @
 116 - 2005-07-17 15:28


 

 @
 117 - 2005-07-17 15:29


 

 @
 118 - 2005-07-17 15:29


 

 @
 119 - 2005-07-17 15:40


 

 @
 120 - 2005-07-18 14:58

dolomiti'den iniyoruz, hedef önce genova ve sonra nice


 

 @
 121 - 2005-07-18 14:58


 

 @
 122 - 2005-07-18 14:59

ve genovadayiz


 

 @
 123 - 2005-07-18 15:31


 

 @
 124 - 2005-07-18 15:32


 

 @
 125 - 2005-07-18 15:38

genova


 

 @
 126 - 2005-07-18 16:09


 

 @
 127 - 2005-07-18 20:09


 

 @
 128 - 2005-07-18 21:00

nice ve fransa


 

 @
 129 - 2005-07-18 21:02


 

 @
 130 - 2005-07-18 21:14


 

 @
 131 - 2005-07-18 21:42


 

 @
 132 - 2005-07-18 23:22


 

 @
 133 - 2005-07-19 01:54

...ve nice geceleri


 

 @
 134 - 2005-07-19 12:35

nice plajlari


 

 @
 136 - 2005-07-19 12:36


 

 @
 137 - 2005-07-19 12:50


 

 @
 138 - 2005-07-19 12:55

Monaco' ya dogru gidiyoruz


 

 @
 139 - 2005-07-19 12:59


 

 @
 140 - 2005-07-19 13:01


 

 @
 141 - 2005-07-19 13:01


 

 @
 142 - 2005-07-19 13:38

Monaco casinolar ve zenginlik


 

 @
 143 - 2005-07-19 13:52


 

 @
 144 - 2005-07-19 14:16


 

 @
 145 - 2005-07-19 16:19


 

 @
 146 - 2005-07-19 18:00

hava 45 derece gerilim had safhada ve st.tropez' deyiz


 

 @
 147 - 2005-07-20 19:51


 

 @
 148 - 2005-07-20 22:35


 

 @
 149 - 2005-07-20 23:33


 

 @
 150 - 2005-07-21 19:47

ispanya yolunda iki dost sohbette


 

 @
 151 - 2005-07-21 22:48


 

 @
 152 - 2005-07-22 20:13


 

 @
 153 - 2005-07-24 00:12


 

 @
 154 - 2005-07-25 22:40

nice' de fransiz caddesinde, Türk lezzetleri ve istanbul kebabi, tabi ki girip karniyarik ve tas kebabi yedik


 

 @
 155 - 2005-07-27 16:14


 

 @
 156 - 2005-07-29 14:55


 

 @
 157 - 2005-07-29 20:01


 

 @
 158 - 2005-07-29 22:36


 

 @
 159 - 2005-07-30 00:34


 

 @
 160 - 2005-07-30 23:19


 

 @
 161 - 2005-07-31 08:12


 

 @
 162 - 2005-07-31 08:48


 

 @
 163 - 2005-08-03 13:13








Yayınlanış Tarihi Apr 09 2007, 01:01 AM Yayınlayan Anonymous

Yorumlar

 

Gokhan Demir Dediki :

MUhteşem manzaralar.... Hele İtalya...

February 20, 2008 12:17 PM
 

Kemal GEZGINCI Dediki :

mimari ve manzara süper,yabancılar hayattan zevk almasını biliyorlar...

March 13, 2008 11:26 PM
 

Arkun Hanlioglu Dediki :

Çok zorlu ve güzel bir gezi olmuş. Dolomiti de kayak yapmıştım kış manzaraları da çok güzeldir:)) teleferikle çıkarken çekilen resim anılarımı canlandırdı, elinize dilinize sağlık

May 15, 2009 8:36 PM
 

Sevim Erdogan Dediki :

Güzel bir gezi olmuş.. Ben de motorumla İtalyaya gitmek isiyorum:)

March 12, 2010 8:13 PM
 

Cloud Dediki :

Ahh Dolomitler ahh. Bir gün motosikletimle oralara gitmek en büyük dileğim... Sanırım raporun sonlarına doğru sıkılmışsınız, fotolar ve yazılar azalmış... Yine de tebrikler, güzel gezi olmuş...

November 24, 2010 10:14 PM
 

Koray ATMACA Dediki :

süper...

June 9, 2011 3:34 PM
 

Umit Arslan Demiryurek Dediki :

Güzel bir gezi olmuş. Keyifle okudum..

April 29, 2012 9:59 AM
 

www.emirergin.blogspot.com Dediki :

bayıldım bu resimlere  harika olmuş. Motor kullanmıyuorum sadece cruise yapacağım için pire yi araştırıyordum hayran kaldım. çok özendim

September 6, 2012 5:51 AM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x