Elbette İskenderin rehberliğinde ortaca civarını gezdikten sonra, ben daha evvel nereleri gezmiştim derdine düştüm ve arşivi şöyle bir karıştırdım.. 2006 yılının nisan ayında Şeyda nın eski bankası Oyak ın fetiye şubesinde 3-5 kişi birden istifa etmişti.. şubede neler oluyor diye Şeydayı görevlendirmişlerde kontrol için... o dönemde bende herhangi bir işte çalışmıyor ve aylak aylak bugün ne yapsam modunda geziniyordum ( heeeyy gidi günler heyyy ) Fırsat bu fırsa dedim ki sen git ben de motorla gelir, günübirlik turlar yapar akşamında seninle vakit geçiririm.. 6-7 gün kadar kalacaktı... hafta sonu da gezdiğim en güzel yerleri tekrar sana gösteririm. Çarşambadan, salıya.. müdürleri kıyak yapmıştı, hafta sonu da gezersin şeklinde...
Böylece seyahat başladı...

001 -
Bandırma feribotundan sonra ilk durak ( benzinciyi saymassak ) marmaris manzarası...

002 -
Bu şekilde de göründüğü gibi arkamda Şeyda için taşıdım kask var...

003 -
O zaman İskender Siteye yeni yeni ısınıyordu... ama uğramadan geçmek olmazdı..

004 -
O günlerden attık arkadaşlığımızın temelini

005 -
İskender deki çay-kahve molasının ardından fethiye ye doğru yollandım... otel zaten ayarlanmıştı, Şeyda bana oteli tarif etti ve ben de gidip duşumu aldım.. Otel bankanın müşterisiydi, sozunun da henüz başlamamış olmasından mıdır bilinmez bize güzel manzaralı bir oda verilmişti.. Şeydanın havalar 1500 tabii, ben böyle yer ayararım modunda..
Pencereden mazaramız...

006 -
Ertesi sabah, Şeyda paşa paşa işine giderken ben kahvaltımın ardından yakın yerlerden başlayan bir gezi planına başladım..

007 -
Elbette ilk durak fetiye körfezinin tepeden görünüşü..

008 -
Burada bayağı bir zaman geçirmiştim... sonrasında yol arayışına giriştim... kelebekler vadisine doğru... yolun sonuna geldiğimde çok sıkı bir yürüyüş sonrası ulaşılabileceğini öğrendim ve bir endurosever olarak elbette motorumla gidemediğim yeri ben neyleyim modunda geri döndüm.. ancak o noktaya gelene kadar bile çok güzel yollardan geçtim... buyurun..

009 -

010 -
Bir gün evvlinin de yorgunluğu olduğundan günü böylece kapattım...
Ertesi gün yine yakın yerler vardı planımda ve ilk defa kayaköy ile tanıştım... mübadele sırasında tüm köy göç ettirilmiş ....detayını bilen ve üşenmeyen anlatsın, yoksa bilenler bilmeyenlere anlatsın...

011 -
Gördüğünüz gibi yol asfalt, yorgunluk sürüyor henüz toprağa girecek kadar dinlenemedim

012 -
Ama kayaköy gerçekten çok etkileyici...

013 -

014 -
İçindeki klise kabaca korunmuş...

015 -

016 -

017 -
Artık ısınıyorum güneye, yavaş yavaş nerelere saldıracağımı da biliyorum... hemen bir turizm bürosuna gidip nereleri gezeyim diyorum... gezi aslında bahane, canım motor kullanmak istiyor, hem de topraklı falan yollarda....
Ve o yöre bu işe çok uygun

018 -

019 -
Keşfetme güdüsü arada bir çıkmaz yollara sokuyor beni, geri dönüyorum. Geziyi tek başıma yaptığım için mecbur kalıyorum riski yerlerden geçmeye teşebbüs etmemeye motoru devirir de altında kalırsam ve hele telefon çekmeyen bir yerde başıma gelirse, artık bir çoban gelene kadar hayatta kalmaya çalışırım diye dramatize ediyorum maceramı...bu yüzden büyük yolları tercih ediyorum..

020 -

021 -
Derken haftasonu geliyor ve Şeydayı da alıp yakın yerlere gidiyoruz, dağların tepesinde meşur bir yer varmış yemek yenilen... yer doğru da zaman yanış, yazın burası çok dolu oluyormuş, malum yayla ve serin.... ama nisan ayında oldukça rüzgarlı, ve geleni gideni pek yok.. biz ise kurtlar gibi açız, neredeyse öğlen oldu ve hala kahvaltı etmedik...

022 -
Karşı dağlar hala karlı..

023 -
Dışarıda ise hummalı bir çalışma var, malum sezona hazırlık.. ama sağlam rüzgar da var, aklım motorda acaba düşer mi.. neyse kazasız belasız atlatıyoruz günü.. fazla gezemeyeceğiz çünkü şeyda yorgun dinlenecek....

024 -
Pazar günü ise denize girme günü... ya girilirmi nisanda hava buz gibi sözlerime aldırmıyopr Şeyda ve beni ölüdenize sürüklüyor... girmesek de güzneşleniriz... Pazar günleri malak tatili yapmak işime geliyor, nasıl olsa iki günüm daha var... o günlerde çıkartırım acısını, daha gideceğim çok yer var...ama resim çekmeyi ihmal etmiyorum, kaskı kotuğumun altına alıp, neme lazım motorla gitmedin falan diyen olur, işte ispatı

025 -
Sonraki günlerde ise tarihi yerleri geziyor ve günlük 400 kmleri buluyorum.. gittiğim yerler antalyaya yakın...tarihi yerlere giderken hepsinin yolunun toprak olması gezimi keyifli hale getirirken içn için üzülüyorum. Küba gibi bir memlekette müze diye açtıkları 3-5 sandalyeden oluşan sergiler geliyor aklıma.. bizde ise her taraftan tarih fışkırıyor, ilgilenen yok. Aslında çok fazla olmayacak tarihi yerler, az olacak ki herkes üzerine titresin... Geçenlerde İngiltereye gitmiştim.. inanamassınız, British museum da bir salonda Türkiyeden giden ve dönemin sultanının izniyle getirildiği yazılı olan bir tapınak girişi vardı... benim bildiğim her dilde bunun karşılığı hırsızlıktır. Bir yandan da seviniyorum, bizde kalsa yerlerde sürünür, hasan amcanın ağılının kapısını tutardı muhtemelen....orada hiç değilse bir sürü insana Türkiyenin reklamını yapıyor... resimler çok net değil, malum tripod taşıyamadım bütün gün sırtımda, ama bir fikir verir en azından, ardından da bizim memlekettekiler geliyor

026 - 2007-11-27 18:13
Bu da tepesi

027 -
Gelelim bizimkilere

028 -

029 -

030 -
Mesela burası atletizm pistiymiş, burada yarışlar yapılırmış..

031 -
Doğal ortamda bu kadar oluyor sanırım...

032 -
Çıkışta oranın bekçisini ve görevli Jandarmaları gördüm.. çay ikram ettiler, ben de atıştırmak için yanımda taşıdığım büsküvileri çıkarttım... ama onların en çok hoşuna giden cebimdeki full paket marlboro oldu.. o zamanlar sıkı içiciydim.. bekçi daha evvel gezdiğim yerlerden birinde olduğunu söyledi sıranın orada çalışıyormuş ekip.. bitince sıra kendilerindeymiş... ne kadar zamandır dürüyor diye sordum, 40 sene olmuş.. 30-35 seneye sıra onlara gelecekmiş geçmişteki performanslar göz önüne alındığında... şaşırdım... buralarda zaman yavaş ilerliyor anlaşılan... neyse bekçi bana letoon daki arkadaşına selam söylememi ve girişe para vermememi söylüyor.. burada da almıyor elbette.. bu da onun kıyağı...

033 -
Dönüş yolunda rotamı değiştiriyorum ve köy yollarına sapıyorum, iyi ki de sapmışım.. bunları yakalıyorum

034 -
İnanmayacaksını ama öğle yemeği burada..tanrım iyiki SOSENDER değilim...

035 -

036 -
Berbere cesaret edemedim

037 -
Her yer öylesine güzel ki

038 -

039 -
Günü bitirmeden fethiyedeki mezarları da gezmiştik, yoksa hafta sonu mu yapmıştık? Araya zaman girince unutuyor insan

040 -

041 -

042 -

043 -
Dedim ya dağ bayır gezecem ama bir neden lazım... yoksa tek başına gidene deli derler, neden olarka da tarihi yerleri gösteriyorum. Böylece hem deli damgası yemiyorum, hem de ne kadar entellektüel olduğumu gösteriyorum, memleket hakkında bilgi ediniyorum yöre insanıyla konuşup... bir daha ne zaman gezebileceğim? Yolda resimlemeyi unuttuğum iki bisikletçiyle karşılaşıyorum.. kuzey ülkelerinden gelmişler... mail adresimi veriyorum çektikleri fotoları göndersinler diye ama arayan soran olmuyor....

044 -
Bu delikanlı ban rehberlik ediyor gittiğim tarihi yerlerden birinde... başka kimse yok... oysa tanıtım kitabında geçiyor, çok meşur bir yermiş..

045 -

046 -

047 -

048 -
Son durak letoon...selam üzerimde kalmasın...bir de yörede gezilmedik yer bırakmayayım derdindeyim....

049 -

050 -

051 -

052 -

053 -
Gezinin sonuna geliyorum artık... dönüşye Xantos tan geçiyorum...ama bana pek birşey ifade etmiyor.. o kadar da harabe durumda ki... oysa ki eski medeniyetin başkenti burası...kimblir belki çalışılsa altından efes in benzeri çıkcak....oysa ki içinden geçen asfaltta yol alırken durmak için merak uyandıracak birşey bulamıyorum..belki de ben modumda değilim..
Bu dere kenarı daha güzel bir kadraj veriyor..

054 -
Oralara gimişken bir yer daha var görülesi tabii ki... hehüz ilk görüşüm... o kadar etkilenmişim ki ağustos sonunda tekrar arabayla geliyorum buralara Şeyda ile tatilimizi bu yörede geçiriyoruz...

055 -

056 -
Potakalları arka arkaya koyup gezimi sonlandırıyorum..
böylece 2bin küsür km yapmıştım bir evvelki gezide.... o da çok keyifliydi...